Gölgeler erir gider ufacık hayal kırıntılarında,
Yalnızlık bir zerre gibi yok eder benliğimi...
Teferruat kalır aklımda,
Bakmak yeterli...
23 OCAK 2016 CUMARTESİ
Keder,
Ne afilli kelimedir
Yahut her yalnıza öyle gelmiştir
Insan kederli olsa yahut yenilse yalnızlığına
Şimdiyi unutur şimdilik şimdi yaşar
Anlamsız trajik sonlara yazılı bir kılıf bulur.
Türküler de olmasa
Kaç mevsim karartı olurdu?
Yalnızlık yakardı benzi soluk kırlangıç ürkekliği,
Anlamazlardı...
Türküler de olmasa,
Ey yalnızlık!
Bahanen bile ayrı güzel...
Bu aralar ayrı bir güzel görünüyorsun bana
Ölümsüz bir güzellik seninkisi...
Ey yalnızlık!
Her insan sessiz ölür,
Ve neticesi hüsran...
Yalnızlık kadardır alınan nefesler toplamı,
Başka bir yalnızlığın sonunda yalnız bir yalnızlık bulmak, bütün yalnızlıklardan beter kedere delalet;
Her keder zerresi yeniden akşam olma ihtimali,
Çünkü her insan sessiz ölür,
Sen,
Her daim maviden mavi,
Gözlerinde hilal beyazının ışığı
Yakamoz, denizinde...
Sen,
İslam'ın daim muzafferi
Aslında çok çabuk ölümlü hale geldi mevsimler
Daha zamansız olabilirdi
Karanlık kalan tüm gizemsi serzenişler
Aydınlıkla kalmanın tadını çıkarabilirdi
Yalnızlık göreceli keder birikintisi
Ve bir o kadar gri bir ahenk katıyor şarkılara
Yaşamak,
Ayrıca üç nokta koymak her bir anına
Her defasında devam edeceğini düşünmek
Noktayı düşünmeden
Kayıp, esrarengiz bakışmalar arasında kayıp gidiyor ellerimin arasından ömrüm
Ama veda zamanı gelmesin aman!
Beyoğlu'ndan Diyarbekir'e
Kalıplaşmış cümleleri yok sayarak
Ellerinde tarhana kokusuyla
Bozkırların yabani çiçek kokan ovalarından bölünmüş tarlalarını arşınlayan annelerin
Ya da bir ağaç gölgesinde serinlemek için bekleyen yaz kuraklığı teneffüs eden yaşlı bir adamın sıradanlığıyla
Bir beyaz görmüşüz ki kırmızı sayılır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!