Keşke”lerim kadar büyüdüm ben,
“İyi ki”lerimle kaldım ayakta.
Affedemedim kendimi yıllarca,
Ama öğrendim sonunda şunu:
Sevmek, hatayla başlar aslında.
Kendimi affediyorum sessizce,
Azrail meleklerle gelmişti yanına
Artık öldün diye gözlerin kapandı ya
Gözlerin bedeninden ayrılan ruhunu takıp ediyordu ya
Rahmet dileyenlerın dualarına melekler amın derken
Mersiyeler dizip ağlıyorduk
Azrail bu kadar durmamıştı ensemizde
Bugun benım yirmiüç yaşım.
Ömrümün çeyregini geçeli,
Sekiz yıl olmuş.
Yirmi üç yaşım nede cabuk yaşlanmışım.
Gül kurusu gecelere inad,
Bir beyfendı kokusuyla bahşişe ikna ederek
nasılda ezip geciyor her şeyi gönlüm.
yine dehlizlerinden karlar düşüyor yüregime
söyleyemem derdimi hiç bir güzele ben.
takvimlerden günler alıp
uykuları asıp,hayalleri sorgulama zamanı
yine en sığ yerindeyim denizin
ha savruldum,ha savrulacak
bilmediklerim bir ateş denizi
bildiklerim o denizde bir su damlası
ya bu ateşi söndürürüm.
ya da kavrulur gider
Hıçkırıkların göz yaşlarıyla buluşup
Üç kuruşluk bir damın,
Tuğla duvarlarında yankılanırken,
Gönlümün en mahrem yerlerinde sakladığım
Sevdamdır.
Geçmiş, karanlık bir sandık gibi,
Her görünüşte biraz daha tozlanır.
Bir çayın buharında gördüğüm,
Bir şarkının parçalarının yeniden doğduğum.
Kalemim ruhumun karanlık odalarına dalar,
Kelimeler ile dans eder, hayatımı anlatır.
Derin sırların perdesini aralar,
Düşlerin kanatlarını salar, özgürlüğü kucaklar.
Satırlar arasında bir yolculuk başlar,
Kalbin kırıldığında kimse duymaz sesini,
Ama yankısı bir ömür derinde kalır.
Fotoğraflar solsa da izi silinmez,
Sessizlik derinleşir, adın yankılanır içimde.
Kalp ağrısı geçmez, sadece hal değiştirir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!