İnsan, denizde bir damla, yıldızlarla dolu,
Güneşin ışığında parıldayan bir yolcu.
Yüreklerinde sevgi, umutla dolu,
Birer masalın kahramanı, yaşamın yolu.
Gözlerinde gizli sırlar, bin bir hikâye,
Düşlerle örülü, maceraya açılan bir kapı.
Bir adını yazdım gönül levhine
Ne vakit unutsam düştün peşime
Yıllar geçti, mevsimler döndü yine
Senden kalan yara yara kalırmış
Yara kalır...
Gül deyip çağırdın geldim kapına
Düştüm de sevdanın ince ipine
Bir selâm vermedin garip hâlime
Sensiz geçen ömür ömür olmazmış
İrem bağları da sensiz virandır
Güvercin gerdanı incecik, zarif,
Gökyüzünde kanat çırpan serüvenin kifayet.
Yükseklerde süzülür, rüzgârla dans eder,
Bembeyaz kanatlarıyla huzur sunar insanlara.
Gözleri masmavi, serin bir pınar gibi,
Gönlü hür, sevgi dolu, engin ufukları sezer.
Bir mesnevi yazmak özünde bir serüven,
Duygu dolu mısralarla dolu bir sefer.
Gönülden gelen seslerle dokunur her hece,
Bir yolculuk başlar, gizemli bir nefer.
Güneşin ışığı gibi aydınlatır sözleri,
Gecenin karanlığında yıldızlar gibi parlar.
Ne kahırdır, nede keder bu
Kalemin gözyaşı , kâğıdın ağıtıdır.
Bir uzun çizgi , bir kısa nokta.
Ayrılığı yok sayar gibi ,
Çıkmaz sokaklarla kavgadır bu.
Işıkları sönmüş caddelerde koşar gibi,
Keşke”lerim kadar büyüdüm ben,
“İyi ki”lerimle kaldım ayakta.
Affedemedim kendimi yıllarca,
Ama öğrendim sonunda şunu:
Sevmek, hatayla başlar aslında.
Kendimi affediyorum sessizce,
Azrail meleklerle gelmişti yanına
Artık öldün diye gözlerin kapandı ya
Gözlerin bedeninden ayrılan ruhunu takıp ediyordu ya
Rahmet dileyenlerın dualarına melekler amın derken
Mersiyeler dizip ağlıyorduk
Azrail bu kadar durmamıştı ensemizde
Bugun benım yirmiüç yaşım.
Ömrümün çeyregini geçeli,
Sekiz yıl olmuş.
Yirmi üç yaşım nede cabuk yaşlanmışım.
Gül kurusu gecelere inad,
Bir beyfendı kokusuyla bahşişe ikna ederek
nasılda ezip geciyor her şeyi gönlüm.
yine dehlizlerinden karlar düşüyor yüregime
söyleyemem derdimi hiç bir güzele ben.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!