Bir varmış, bir yokmuş diyarında yalnızlık,
Sessizlik hüküm sürer, gözyaşları ırmak’ lık.
Kalabalıklar arasında bir yabancı gibi,
Dolaşır durur insan, içi buruk, yüreği kırık, zavallı.
Bir ev, bir oda, duvarlar arasında hapis,
Yalnızlık yataklara düşer, karanlığa sığınır saklanır.
Geçmeyen yaralarım var benim,
Kaşınırsa iyileşir diyorlar.
Kaşıdıkça kanıyan, kanadıkça büyüyen,
Sesine muhtacliğım içimdeki yetimleri savunurken,
Bitti bende;
Bu dünya' ya inanç...
Yarım kalmış bir hikâyenin türküsü bu,
Gözlerinde yaralı bir bakış, ellerinde yorgun bir sessizlik.
Yazılmamış sayfalar arasında kaybolmuş,
Sevdanın özlemiyle yüreği kavrulmuş.
Bir zamanlar varmış, umutlar yeşermiş,
Gökyüzünde sevdanın izi dolanırmış.
Bir şehrin ortasında sustum bugün
Adımı rüzgâra yazdım, okunmadı
Cebimde yarım kalmış bir türkü
Yüreğimde memleket, dokunmadı
Kaldırım taşları tanır adımı
Yol uzanır önümde sonsuzluğa,
Adımlarımın sesi yankılanır sessizliğe.
Her adımda bir hikaye saklıdır,
Her yolculuk bir deneyim, bir ders doludur.
Yolculuk başlar, hedef belirsiz,
Yola çıktım bilmeden,
Rüzgâr döndü peşimden.
Düşe kalka öğrendim ben
Meğer yol yürütüyormuş kendinden!
Bir iz kaldı ardımda,
Kim bilir nereye varacak?
Yol bitti… Ben bitmedim.
Bir yanım toprak, Bir yanım duman.
Aşka düşmüş garip gönül,
Ne giden belli, Ne kalan.
Bir ömrü tükettim de fark etmedim anı,
Ne bahar ne de hazan tanıttı zaman’ı.
Nice düş, nice hüsran dolandı avucumda,
Gecelerde sakladım içimde yananı.
Gözümde solarken hayâlimdeki bahar,
Yolun yarısında kaldım ey gönül,
Ne ileri gidebildim, ne geri döndüm.
Bir yarım kalmış dua gibiyim,
Adını her nefeste yeniden andım.
Yol uzun, gönül yorgun, vakit akşam üstü
Bir sızı var içimde, adı konmamış hüzün
Rüzgâr eser dağlardan, adını getirir
Bir ses düşer içime, kimseler duymaz
Gözlerim yolda kaldı, dönmezsin bilirim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!