Laflar vardı,ortalıkta dönüp duran.
Laflar vardı,laflar vardı.
Deli gibi laflar.
Ortalıkta dönüp duruyorlardı.
Bir çare,bir naçar dı laflar.
Vurgun yemiş misaliydi
Mahpusluk bir zindan değil midir,
Özgürlüğün kısıtlandığı bir hücre?
Duvarlar arasında kalan bedenler,
Ruhlarını özgür bırakmak için çırpınır.
Mahpusluk, zamanın donduğu yerdir,
Çeki ver gemini hizaya gel.
Etme artık inat,
Hadi sende hizaya gel.
Öyle bir nida eyleki bana.
Rabbime yakarayım.
Sana avuçlar dolusu dua ısmarlayayım.
Bu soğukluk annemin sarılması,
Tenime değerdi, içim ısınmazdı.
Gözünde saklıydı sevda yarısı,
Sevgi konuşmazdı, sessiz kalırdı.
Yüreğimiz tufanlara,
Gözlerimiz yağmur bulutlarına gebe.
Doğrularımız cisimsiz,
Yalanlarımız ayyuka çıktı,
Ve biz her kelimeyi tartmadan bıraktık gökyüzüne.
Bilmem kaç kere kopardık hayatı düğümlediğimiz yerden,
El âlem ne der, büyükler dururken,
Çocuğu öpüp koklamak ayıptır.
Sevgi gösterilmez herkesin önünde,
Sarılmak gizlidir, susmak makbuldür.
El âlem ne der, dizine oturtma,
Eylül sıcaklığında düştük yollara
yol uzundu
Ankara’dan Emirdağ a
Anlaşılan yine aynı şey olacak tı
Mor kanatlı şiirlerde boğulacağım diye söylenip düştüm yollara
Karlar yağardı Emirdağ'a
Ne vardım bir kapıya, ne çıktım içinden,
Bir durak tuttu ömrüm, adı konmamış derinden.
Ne saat ileri aktı, ne geri döndü zaman,
Bir suskunluk tartıldı kalbimde ağırdan.
Toprağımın üzerinde büyüdüm ben,
Gökyüzünde barışa dair hayallerle.
Ama ne yazık ki, hep savaş gördüm ben,
Gözlerim doldu, yüreğim yangınlarla.
Babamın elleri toprakta işlerdi,
Annem dualarla yüreğimizi beslerdi.
Güller dökülmekte duvarlardan sessizce
Yüreği kırılmış bir lambanın ışıktan.
Sürgülemiş ölümlerin ardından kapılar
Ayak sesleri karanlığın bunlar
Bırak taşlasınlar katilleri
Dokun taştan oyulmuş göğüslerine bir , bir Sfenkslerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!