Gönül ikliminde doğan bir hayal,
Serin rüzgar gibi eser her hâlde.
Bazen dua olur, bazen efkâr,
Gamlı hayalim, sükûnum sensin.
Yanmak mı?
Ne söyledim dil ile, ne sükûtum izhâr,
Bir yük çöktü cânıma, ne inkâr ne ikrâr.
Kalbimde kuruldu bir gizli dîvân-ı hisâb,
Hükmü ne şerh eyledim, ne yazdım âşikâr.
Ne bir feryâd kaldı dilde, ne bir arz-ı niyâz,
Sükût öğrendi gönlüm, sustu bende ihtiyâz.
Bir defter-i âmâlim vardı rûhumun içinde,
Ne açtım sayfasını, ne diledim i‘tizâz.
Gaz lambası titrer ayazında…
Gölge düşer karlara; ha gız, biraz da…
Zemheri çöker içime, yüreğim ağırlaşır.
Bir sıcak nefessin sen bu yarada, Muallâ…
Ey gece… Al beni koynuna.
Soğuk vurur duvarın boynuna;
Yüreğimde bir keder var bugün,
Dertlerim sarar her yanımı.
Gönlümde gam yüklü bir gün,
Dizlerimde ağır bir yük var.
Gökyüzü bulutlu, güneş yok,
Şiirlerim mor kanatlılarım.
Yine dile geldiler.
Ayagıma postallarımı alıp karlı yollara vurmak var
İçimdeki güvercinler uçtu uçacak
Bense yine namlu uclarındayım.
Soyleyemez dillerim;
Gidenler gitmiştiler.
Kalanlar akıntıya kürek çektiler.
Gidenler zaten gitmiştiler
Yok,yok böyle tembihlemek olmaz.
Ya yırtacaksın yeri ve gögü
Ya da nem ola sızlamayacaksın.
Bazıları gitmez, sessizce yokluğa karışır,
Kapıyı çarpmaz, vedalaşmaz,
Ama bir iz bırakmadan giden olmamıştır,
Çünkü insan, en çok izi kalanları unutamaz.
Gidenler hep sessiz gider,
Kalansa sessizliği taşır.
Umursamıyorum artık gitmelerini.
Vedaların aklımdan silindi.
Ağlayan gözlerime yazdım seni,
Ah o dili lal olacak sevgili
Bu gün; başka bir hüzne doğdu sanki
Ahhhh…
Yüreğimin eşiğine bir kara taş düştü,
Adını andıkça içimden bir ses göçtü.
Gittiğin gün var ya…
Gökyüzü çöktü üstüme de, dünya bana dar düştü.
Ellerim uzanır amma, tutamam…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!