Zann eyledi kim hüsn-i cihâna nizâm verir,
Bir kıl ile devrânı çevirir, hükm ü ferman verir.
Kaş yapayım derken eder tahrîb-i basar,
Çıkar gözün, hâlâ kendin üstad verir.
Bir tel çekip ebrûdan sanır ki fetih eyledi,
Ne davet ettim sözü, ne sustum bilerek,
Bir hâl çöktü içime, ne inkâr ne gerek.
Ne hâkim aradım ben, ne şâhid-i beşer,
Kendi kalbim okudu hükmü gizli defter.
Ben seni adam sandım, suretmiş meğer,
Gölgeyi şahıs bildim, cisim yokmuş meğer.
Diline bal sürmüşsün, niyetin sirke,
Tatlı sözün ardında gizli bir tırpan saklı belki de.
Hüzün bulutlarından içtim bu gece,
Kalbimde sessizce düşen tek hece.
Sözlerin sustuğu yerde buldum seni,
Gece, bir pınar gibi aktı içime.
Dudaklarımda durdu eski adımlar,
Gel ey sükûtun ince şerbetinden,
Seyr eyle aşkı, nazar et derinden.
Bir levha-i aşkı aç, bak gözümde,
Ebr-i hüzünden düşen harflerimle.
İnce bir sızıdır kalpteki sevda,
Bu şehir üstüme üstüme geliyor anne,
Sokak lambaları bile küskün yüzüme.
Bir martı çığlığı takıldı boğazıma,
Adını söyleyince sızlıyor yüreğime.
İnsan, denizde bir damla, yıldızlarla dolu,
Güneşin ışığında parıldayan bir yolcu.
Yüreklerinde sevgi, umutla dolu,
Birer masalın kahramanı, yaşamın yolu.
Gözlerinde gizli sırlar, bin bir hikâye,
Düşlerle örülü, maceraya açılan bir kapı.
Güvercin gerdanı incecik, zarif,
Gökyüzünde kanat çırpan serüvenin kifayet.
Yükseklerde süzülür, rüzgârla dans eder,
Bembeyaz kanatlarıyla huzur sunar insanlara.
Gözleri masmavi, serin bir pınar gibi,
Gönlü hür, sevgi dolu, engin ufukları sezer.
Bir mesnevi yazmak özünde bir serüven,
Duygu dolu mısralarla dolu bir sefer.
Gönülden gelen seslerle dokunur her hece,
Bir yolculuk başlar, gizemli bir nefer.
Güneşin ışığı gibi aydınlatır sözleri,
Gecenin karanlığında yıldızlar gibi parlar.
Ne kahırdır, nede keder bu
Kalemin gözyaşı , kâğıdın ağıtıdır.
Bir uzun çizgi , bir kısa nokta.
Ayrılığı yok sayar gibi ,
Çıkmaz sokaklarla kavgadır bu.
Işıkları sönmüş caddelerde koşar gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!