kadife bakışlım
yazamadıysam sana şiirle çicekle bezeli bir kaç satır
sakın ha küsme darılma
sana kaç defa yazmak ıstedim
ama yazamadım
sana seni seviyorum diyemedim diyemeycegim de
Bir nehir gibi aktı zaman,
Ben kenarında bekledim sessiz.
Ne geçmişe dönebildim,
Ne de yarına eriştim.
Zaman bir takvim değil, bir aynadır,
Kesin ve nettir ölüm, yol biter bir anda,
Ruh ayrılır bedenden, titrer dünya o anda.
Hatırlar kendini birden, unuttuğu ne varsa,
Heybem boş kalmış ana… Azabım da içimdedir aslında.
Heybem boş kalmış ana, sözümü tutamadım;
Döndüm dünyadan geri, ama geri dönemem artık.
Siz sanıyorsunuz ki, uyuyunca bitecek.
Kapatınca göz kapaklarınızı, dünyanın ağırlığı da kapanacak sanıyorsunuz.
Karanlığı bir battaniye gibi çekip örteceksiniz korkularınıza;
içinizdeki uğultuyu, dışarıdaki sessizliğe karıştırıp kaybedeceksiniz.
Ve sabahı… hep yaptığınız gibi, umut sanacaksınız
aslında sadece alışkanlıktan, çaresiz bir ezberden.
Zann eyledi kim hüsn-i cihâna nizâm verir,
Bir kıl ile devrânı çevirir, hükm ü ferman verir.
Kaş yapayım derken eder tahrîb-i basar,
Çıkar gözün, hâlâ kendin üstad verir.
Bir tel çekip ebrûdan sanır ki fetih eyledi,
Ne davet ettim sözü, ne sustum bilerek,
Bir hâl çöktü içime, ne inkâr ne gerek.
Ne hâkim aradım ben, ne şâhid-i beşer,
Kendi kalbim okudu hükmü gizli defter.
Ben seni adam sandım, suretmiş meğer,
Gölgeyi şahıs bildim, cisim yokmuş meğer.
Diline bal sürmüşsün, niyetin sirke,
Tatlı sözün ardında gizli bir tırpan saklı belki de.
Hüzün bulutlarından içtim bu gece,
Kalbimde sessizce düşen tek hece.
Sözlerin sustuğu yerde buldum seni,
Gece, bir pınar gibi aktı içime.
Dudaklarımda durdu eski adımlar,
Gel ey sükûtun ince şerbetinden,
Seyr eyle aşkı, nazar et derinden.
Bir levha-i aşkı aç, bak gözümde,
Ebr-i hüzünden düşen harflerimle.
İnce bir sızıdır kalpteki sevda,
Bu şehir üstüme üstüme geliyor anne,
Sokak lambaları bile küskün yüzüme.
Bir martı çığlığı takıldı boğazıma,
Adını söyleyince sızlıyor yüreğime.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!