Suçlu sevapların
Suçsuz günahları mıydın sen
Sana olanı büyüttüğüm bu şehirde
Verimsiz toprağının eseri mi oldu
Sana yetişmeyen meram,
Bir sahile uzanmış gün batımı gibidir seni özlemek
Biraz serin
Akşam güneşi kadar zor ısıtır
Birazda martılar sırıtır bulutların yamacında
Akşam kadar derin bir karanlığa gireriz yavaştan
O dost edindiğim sessizlikle
Bir, haziran günü yeniden doğacak güneşi bekleriz,
Hür bir çiçeğin kokusu yayılır
Hür bir ağacın uzanan yeşil dalları
Hür bir nar meyve verir
Sokaklarında ve o mavi yürekli çocukların,
Gidenin adına sakladı kendisini
Son harfinde kaybolmuş
Yıllanmış bir koca adam
Orada unutulmuş
O giden, aklından çıkartmış
Hatırlamamış,
Şimdi anlat desem sıradan cümleler kurar,
Acı ile neticelendirirsin.
Bir de şiir yazıyor olacaksın ki
Kafiye var karakterlerinde.
Ben anlatılan aşklarda
Usul deniz,
Usul usul karaya vur
Sert düşmesin dalgaların kıyıma.
Taşmasın bağrıma Beypazarı gibi manzaran
İstanbul,
Kitabın bir sayfası diğerlerinden daha sarı
Daha fazla eskitilmiş
Daha fazla üzerinde durulmuş
Ve daha fazla bakılmış
Belki değil bu, kesin daha fazla yaşanmış.
Bir gün yine gelirim buralara
En çok burada dertleşiyorum seninle
Bir kan salkımıdır meyveleri dudağımda
En çokta seni hatırlatır meyde,
İki, üç kelimeyi toparlamak kolayda
Çaresiz vedaların türettiği, aynı kelimelerin
altını mühürlüyordu bazı isimler
Hemen üstünde kırıltıları duruyordu,
Uzunca yakılan geniş zamana bırakılmış
o modern o yenilikçi kâğıt parçalarında.
Bu gece ay
Yarım dolunay
Bir yanım hala ıslak
Hala kasımda.
O yanımda, erimeyen kar tanesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!