Tozların zerreleri ile uyuşur zaman
Uyuşur gözlerde mil
Evlerde tekmil
Bir kayadır gelir oturur üstüme
Ansızın midyatın bir seferinde
Kahreder yol
Bir bardak su içtim
Senin ellerinden
Gözlerini içtim
Gözlerin uzakta biliyorum
Ellerin nerede ...
Senin sesinde sular çağlar
senin sesinde sessizlik kaybolur
bir dağ oturur başında
bir ismin olur senin sesinden
sana bu ismi kim koydu
Bir kuş gördüm
Yaralanmış dağlı bir kuş
Çiseleyen bir havada yorgun
Üşümüş kıvrılmış bir taş parçasında..
Sevdası bulutlarda kalmış
Senin ellerin yangın yeri
Senin gözlerin hani ...
Bir Muş sabahı sisli
Kalabalık bir ses var kalbinden içeri
Otobüs görmüyor ileri
Yüreğim acıyor dilinin neşteri içinde
Gece ve sözlerin biribirine karışıyor
O an uyumak bir darbe yemiş
O an gözler korku içinde açık ve seçik..
Bu yüzden
Bileklerimde kartal tırnaklarının izi
Var oluş yok oluş arasında bir yer
Doğu bir zamanda yırtıcı bir sel
Kahır mevsimi bir düzen ve
Susmak bilmeyen bir dozer
Kulaklarımın penceresinde...
Son itiraz bir kalemin ucunda
Bir çığlık gibi martının ağzında
Çoğaltıyor kanatlarıyla rüzgarları
Rüzgarlar bulutları
Bulutlar o yağmurları ..
Son bir tren kaldı kalbimde
Bileti olmayan bir tren
Yalnızca gözlerinle yolunu bulan
Ve yalnız benim yolcu olduğum tren ..
Kalabalıkların içinde savrulurken
Ateşin rengine aldanma
Tanı beni önce
Sonra ayrıl limanlarımdan
Görürsün o zaman,
Kaç kemik vardır
Toprağın altında sonya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!