o sökükleri dikerdi
yüzü solgun, gözleri yorgun
gülmezdi...
erken gelirdi, geç giderdi
yaramaz değildi çocukları
Gitmek diye bir şarkı vardı
Elinden gitmek
Bir sürgün gibi
O türküde kaldım senelerce ..
Sonra
Uçurum bir dağdır sevdiğim
Gözlerindir uçurum ..
Bana bıraktığın bu çaresiz sevdayı
Alıp başımı sana getirişimdir uçurum.
Seni benden ayırmak için
Alınlarında yeni bir başlangıç
Yeni göç sevinci içlerinde
İşte geçti kış geliyor yeşil
Tarlalarda verdi hasat..
Geçti dedemin yüzüne sevinç
Ey Şafağın söktüğü yer
Durmadan sesler gelir
Durmadan sınır boylarından
Kır atların mevsimi mi bu
Uzun saçlı Ceylanların gözleri mi bu
Sağ kalmış iniyorlar geceden gündüze
Gözlerimin şafaklarında
Intihara saniyeler kalmış sular ..
Kimse duymasın diye bu hıçkırıklarımı
Bir toprak atıyorum canlı bedenime
Senin kimin var bu kara kışta
Ne kaldı elinde yarım bir şarkıdan başka
Değer miydi uğruna ağladığın
Değer miydi ömrünü harcadığın aşka
Senin tenine yabancı kaldı kuşlar
Bir bardak su içtim
Senin ellerinden
Gözlerini içtim
Gözlerin uzakta biliyorum
Ellerin nerede ...
O eski mısraları takıp diline
Acı türküyle güvercin besleyen oğul
Saçlarını tarayan annenin mevsimi geçti
Kış bulanık bir muş ovasıydı..
Deden yaşlanmıştı
Baban yorulmuş
Her yağmur biraz eksik
Her rüzgar biraz vakitsiz geldi
Kırılan her bardak alnımda yazılandı
Kâr'ın yağması bir mevsim değil
Bir çocuğun ölmesi
Bir annenin ağlaması




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!