Eflatun bir şehir sokağının ucuna
kar yağar Ağustosta
Cam kesikleri ile boğuşurken kadın
Boğuşurken ardında kocaman dünya.
Ölüm meleği bir şarkı ile gelir kapıya
Dallarda uçan kuşlar
Dağlarda beyaz karlar
Yüzümde eksik bir yalnızlık
Ve kahır olduğum bir mevsim
Dünya ve ben
bir bıçağın kabzasındayız..
Aramızda ince bir çizgi gibi duruyor
'Her seçiş bir vazgeçiştir' cümlesi ..
Tutunmak istiyorum o yüzden
Bir dal olabilmek için dünyada
Karın güzelliğini görmek
Ayaklarında siyah bir dünya kayıyor
Yüreklerin yüreği yanıyor
Bağrıma acılar konuyor
Baban PINAR'lar gibi ağlıyor ...
Dertleri dünyalar kadar büyümüş
Ruhumun ezberlerlerini değiştirdiler
nerdesin ..
Kayıp mı oldu bedenin
Ceylanlara mı katıldı gözlerin
Kim daha çok özlüyor kimi
Benim açık kalan yaram sensin
Sahte bir labirent gibi
Bir dolanıp bir durdu
Kavgalar gördü
Umutsuzluklar ve
Buruşuk yüzler gördü
Tenin şarkısı bitmişti
Suların ardına takıldı topraklarım
Kurudum öyle kurudum ki
Bir mevsim gecikti benden sanki..
Kan revan bir iç savaşımda
Kaybettim şiirlerimi
Bulun beni unuttum adımı
Sana yalnız sana...
Bununla başlamalıydı
Bütün o kutsal kitaplar..
İsmini senden almalıydı cennet,
Sevgilim Yüzünde bin yılın ayetleri var
Ama ne olur ölümü konuşmayalım
Bir gökyüzü kaldı altında ezilmediğimiz
Yarin neşteri keskin konuşurken
Sevdanın sonu hüsran kendini avuturken
Bu beğenmeme bu doymama bu fırtına ne böyle
Böyle mi başlamıştı bir mektubun ilk cümlesi
Böyle miydi o eski hasret acısı dedikleri şey ...
'Gövdenle dağlar arasına sıkışmış
Bir kartal say beni ...'
Meydan meydan heybetini beklediğim
Bu yollar sen gelince güzelleşir bilirim
Yürüyüşündeki o azizliği kimse bilmesede




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!