Gitmek diye bir şarkı vardı
Elinden gitmek
Bir sürgün gibi
O türküde kaldım senelerce ..
Sonra
Uçurum bir dağdır sevdiğim
Gözlerindir uçurum ..
Bana bıraktığın bu çaresiz sevdayı
Alıp başımı sana getirişimdir uçurum.
Seni benden ayırmak için
Alınlarında yeni bir başlangıç
Yeni göç sevinci içlerinde
İşte geçti kış geliyor yeşil
Tarlalarda verdi hasat..
Geçti dedemin yüzüne sevinç
Ey Şafağın söktüğü yer
Durmadan sesler gelir
Durmadan sınır boylarından
Kır atların mevsimi mi bu
Uzun saçlı Ceylanların gözleri mi bu
Sağlanmış iniyorlar geceden gündüze
Gözlerimin şafaklarında
Intihara saniyeler kalmış sular ..
Kimse duymasın diye bu hıçkırıklarımı
Bir toprak atıyorum canlı bedenime
Yeniden düş yollara
Bir kır bahçesi bulana kadar
Kaldırımlar düşmandır bilesin.
Seni güneşten korumasın ağaçlar
Yeniden düş yollara
Bıraktım elimde solan gülü
Yağmur yağmasa da olur artık
Ölenler için çal ya molla
Kurban olduğum mevsim şaştı
Bu nasıl bir çağ
Bu nasıl bir yıkım
Senin kimin var bu kara kışta
Ne kaldı elinde kırık bir şemsiyeden başka
Değer miydi uğruna ağladığın
Değer miydi yankılandı o duvarlar
Senin tenine yabancı kaldı kuşlar
/bıraktığın gibi değil bedenim
ruhum ağlattığın gibi değil
değişti yüzüm değişti saçlarım
değişti yoluna baktığım gözüm/
senin sesinde sular çağlar
Bir kuş gördüm
Yaralanmış dağlı bir kuş
Çiseleyen bir havada yorgun
Üşümüş kıvrılmış bir taş parçasında..
Sevdası bulutlarda kalmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!