Yırtılmışken haritalar dünyanın bir ucundan
Kalabalık bir şehir uyandı sabahından
Zelin düştü bir nehrin kıyısından
Aradı aradı onu şehir Kasım soğuğunda...
Neden kaybolur çocuklar sularda
Göğsümde,
Işte Şuramda
Bir nehir kollarını açmış beni bekliyor ..
Bir nehir dolu dizgin acılarla
Içi bulanık beynimin damarları gibi
Çiçeğim, dağ yamaçlarının
en sert kısımlarında gördüm yüzünü
Kuşlara bir dost gerekiyordu
Rüzgâra bir dinleyici
Yağmur sularına bir melek
Sen emanet olan canımı taşıyansın şu an
Bu yağmurlar
O eski yağmurlar mı gülnihal
Korkacak bişey yok sordum sadece
Çünkü ıslanmadım kaç yıldır hasretinden
Usanmadım da biliyorsun ..
Gülüşünü uçan kuşlara soruyorum
Kalabalık evlerde yalnız odalardayım
Kir pas içinde ülke gündemi
Ben senin hasretinle izliyorum geçen günleri
Günler pusular içinde
Günler kırık ayaklı atlar içinde ...
Gün gelir yollar da biter
Bir çiçek boynunu bükmüş beni bekler
Kuş artık en yüksekte değil
Su o kadar bulanık değil
Kar dikmiştim dağlarına
O artık beyaz değil...
O eski mısraları takıp diline
Acı türküyle güvercin besleyen oğul
Saçlarını tarayan annenin mevsimi geçti
Kış bulanık bir muş ovasıydı..
Deden yaşlanmıştı
Baban yorulmuş
Bir İntihar akşamında
ucunda bir damla gözyaşıyla
Sisli bir İstanbul sabahında
kendini boşluğa bıraktı
karanlık başladı evlere
bir keman inceden inceye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!