Her sabah kapımda sensizliğin habercisi.
Ellerimle gömdüğüm umutların bu son sesi.
Fotoğraflarda gördüğüm yüz, neyin nesi?
Ne kadar yabancı, sen olmayınca hepsi.
Gönül seni hapsetmiş düşüme.
Ruhun da bir yerim olsun istedim
Mehtabın da aydınlanmak
Saçların olmak mesela
Her rüzgar da kokunla dalgalanmak
Ah sensiz çok gün geçirdim
Ellerimin soğukluğunun sebebi,
yokluğunmuş; bunu çok sonra anladım.
Tel tel üşüyen hatıraların da,
Ağardı saçlarım soğuk zindanlarda.
Mehtap sana imrenir, ardından gelir gece,
Bekle beni güneşin son bakışında
Rüzgarla dans eden yaprakların ardında
Zaman dursun biz yavaşça akarken
Kalbim adınla bir umut yeşerirken
Gökyüzünde yıldızlar söyler adını
İçimde başlattığın bu savaşa bir son ver artık
Sen gelmiyorsan söyle o sarı montlu küçüğe
Yüreğimin ortasına çakıp gittiği bu sevdayı
Alsın götürsün benden, bedenimden,zihnimden
Bide unutmadan söyle o sarı montlu kıza
Görmediğim bir yüzün izini sürüyorum
Kaldırım taşlarında adımların yankılanıyor
Martılar mı daha yakın sana
Yoksa rüzgar mı getirdi sesini bana?
Ben ki gönlünün hayal nöbetçisi
Gözlerime kazınmış eski bir silüetsin
Hangi zamandan kopup da düştün aklıma
Geceleri atıldığım o soğuk hücremsin
Yalnızlığın bekçileri kol geziyor kapımda
Sesin yankılanıyor, dört duvar içinde
Bir şansım daha olsaydı eğer
Bir kez daha bakmak isterdim gözlerine
Kaybolmuş umutlarımı bulmak için
Belki de huzurun izini gözlerinde tanırdım
Bir kez daha nefes almak isterdim
Nasılsa gülen vardır o füshunlu yüzüne
Senin yüzün kâinatın en nâdide çiçeği
Vurulur delikanlı gönlüm ansızın kara kaşına
Çıkar sevdiğini arayan yiğit, bir dağ başına
Yitirmiş sevgilerle doldurur kadehini
Kalbimi yerinden dağladı güzelliğin
Bilmem ki bu gönül neye tutuştu
Karşılığı olsaydı dilhun olur muydum hiç
Sensizlikle örülü bir hüzün yüreğimi sardı
Gözlerin yok artık tenha bir gece karanlığı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!