Yollar suskun, geceler kimsesiz
Gözlerim yorgun, içim hep sessiz
Bir yangın büyütür içimde zaman
Sönmez, dinmez, sevdan hâlâ giz
Geceler sırtında hüzün taşır da
Ölünce hatırlanmak istemem
Arkamdan ağlanmasını da
Sesimin unutulmasını isterim
Eşyalarımın yakılmasını da
Çok fazla resim çekinmem
Yüreğimden tığ ile çekiyorlar seni.
Genzimde yokluğunun acı belası.
Dudağımın kenarı, zehir zemberek.
Göğüsümde çoğalan bir ateş ve sancı.
Zemheri de beni yakan yabancı.
Kanıyor her gece sana bu hancı.
Gözlerinde ölüm vardır bir kızın
Bir gün gece olur şimşekler çakar ansızın
Onun yolundan gidenin elleri bulanır kana
Yürür dermanını bulmak için ıslak kaldırımlar'da
Güneş bin defa doğar o kız bir kere gülünce
Ey bahtımın rüyası kavuştur bizi sessizce
Severdin eskiden beni
Değer verirdin hiç olmadı
Dinlerdin anlatınca derdimi
Sorardın halimi hiç olmadı
Sesimi duyunca kaçmazdın
Bir hayli yorgunum
Ah, bu derde düşeli
Biraz kırgınım
Biraz durgun
Biraz da özledim sarışınlığını
Bir şarkının tam ortasında buldum seni,
Sessiz, ama yankılanan bir nefes gibi.
Zaman durdu; gece yıldızlarını unuttu,
Sana baktım ve dünya sustu.
Gözlerinde kaybolurken binlerce sır,
Artık adını duymaktan yoruldu, yazdığım her hece
Şimdilerde sessizliği dikiyorum sayfalara
Bunları ulaştıramıyorum o mestan bahara
Bir âh çekiyorum her sabah, sana kilitli bahçemden
Güne sitemle uyanıyor, göğsümde solgun güller
İstanbul da Pendik te
Biri var benliğine doyamadığım
Vaktiyle sevgimi veremediğim
Dünya gözüyle Baharlığını göremediğim
Aydos da oturmuşum beklerim canımı
Seni bir semtin adıyla andığım her gece
Damlıyor kalemimden yokluğundan bir hece
Sanki Boğaz’ın suları çekiliyor derinden
İstanbul içime akıyor gözlerinden
Bir şehir ki, aynasıdır o derin bakışın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!