Bir şarkının tam ortasında buldum seni,
Sessiz, ama yankılanan bir nefes gibi.
Zaman durdu; gece yıldızlarını unuttu,
Sana baktım ve dünya sustu.
Gözlerinde kaybolurken binlerce sır,
İstanbul da Pendik te
Biri var benliğine doyamadığım
Vaktiyle sevgimi veremediğim
Dünya gözüyle Baharlığını göremediğim
Aydos da oturmuşum beklerim canımı
Bu serapsız çöllerinde hüzne gömüldüm
Gizlendiğin o yakamozda seni görürdüm
Önüme serilirdi kıpkırmızı halılar
Ben yine o melal gününde sana yürürdüm
Nasıl vuruldu kalbim uzaklardan yüzüne
Kaburgamın altına saplandı sanki sevdan
Baş başa bıraktı beni senle zaman
Çoktandır düşündüm bu dur temennim
Gülüşün daim olsun kalbim senle dursun
Zamanın'da öyle istedim'ki bizi
Gönlüme vurduğun bu kilidin anahtarı kimdedir?
Prangalarımı gelip açsan ya bir kere,
Geceleri ışığını yansıttığın perdeme,
Sükûtunla işlenen bir mühür vurdun yine.
Kaldırım taşları yine bana benziyor,
Kara kutular da kara günler
Uğruna gözümden akan yaşlar
Senin nazarın da kurduğum düşler
İncecik kalemle çizilmiş o kaşlar
Yokluğun her gece yüreğimi taşlar
Bir gün gelecek, eminim
Sema da kara bulutlar ağlayacak o anda
Dili tutulacak, yaşanan tüm hicranların
Gözlerim gözlerinle karşılaşınca
Bir hayat boyu anlatamadığım duygular
Evet, söylenemeyenlerin bir yenisidir bu
Boynuna urgan geçirilmiş insanlar arasında
Ne ben çok yaşarım, ne de bir başkası
Zamanı durdurmanın yok asla ilacı
Bir nefes kadar kısa hikâyemiz
Bir kelebek uçtu daha demin
Koyun öteki tarafından
Vuslatına varır mı
Bir günlük canı yitirmeden
Kelebeğe hiç soruldu mu ki
Rüyası, hatırlanmak için değildi
Duymasam da sesini,
Prangalarımdan işitirim.
O soğuk karanlık hücremde,
İçimi hülyanla ısıtırım.
Matemli duvarların ardından
Açar mısın bana heyecan kapılarını?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!