Bu serapsız çöllerinde hüzne gömüldüm
Gizlendiğin o yakamozda seni görürdüm
Önüme serilirdi kıpkırmızı halılar
Ben yine o melal gününde sana yürürdüm
Nasıl vuruldu kalbim uzaklardan yüzüne
Kaburgamın altına saplandı sanki sevdan
Baş başa bıraktı beni senle zaman
Çoktandır düşündüm bu dur temennim
Gülüşün daim olsun kalbim senle dursun
Zamanın'da öyle istedim'ki bizi
Gözlerine asılı olan yaftam
Ben sende değilim, kimdeyim
Üzerime zorla giydirilen bu kaftan
Ben bende değilim, kimdeyim
Maviliklere salıyorum kendimi
Gönlüme vurduğun bu kilidin anahtarı kimdedir?
Prangalarımı gelip açsan ya bir kere,
Geceleri ışığını yansıttığın perdeme,
Sükûtunla işlenen bir mühür vurdun yine.
Kaldırım taşları yine bana benziyor,
Kara kutular da kara günler
Uğruna gözümden akan yaşlar
Senin nazarın da kurduğum düşler
İncecik kalemle çizilmiş o kaşlar
Yokluğun her gece yüreğimi taşlar
Tercihimdir bu suskunluk ve yalnızlık
Kilitli gönlümün çiçekli bahçeleri
Üzerimden atamadığım bu şaşkınlık
Öldürüyor sanki gün geçtikçe beni
Varsın, sinem bu gece de kanaya dursun
Bir gün gelecek, eminim
Sema da kara bulutlar ağlayacak o anda
Dili tutulacak, yaşanan tüm hicranların
Gözlerim gözlerinle karşılaşınca
Bir hayat boyu anlatamadığım duygular
Evet, söylenemeyenlerin bir yenisidir bu
Boynuna urgan geçirilmiş insanlar arasında
Ne ben çok yaşarım, ne de bir başkası
Zamanı durdurmanın yok asla ilacı
Bir nefes kadar kısa hikâyemiz
Bir kelebek uçtu daha demin
Koyun öteki tarafından
Vuslatına varır mı
Bir günlük canı yitirmeden
Kelebeğe hiç soruldu mu ki
Rüyası, hatırlanmak için değildi
Bir akşamın eşiğinde duruyor gözlerin
İçinde gölgeler, içinde uzak yıldızlar
Geceyi sıyıran ince bir rüzgâr gibi
Beni her bakışında biraz daha savuruyor zaman
Karanlığın içinde, bir kızıl damla gibi duruyorsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!