Sabra, salim teslim ettim umutsuz bir vakaydım.
Bir mağaradaydım, sessizliğimle yaşardım.
Ve bir gün oldu, gördüm
Ölümün eksenine yürüyen aşkımı.
Mosmor kesildi o gün, sarı sabır taşları.
Silebilir miyim aklımdan
Yalnız aşkın olmalıydı seni düşündükçe aklıma gelen
Küheyla gibi çekip gidişindir sadece içimi delen
Yokluğun her gün yavaş yavaş eder verem
Sarılığını gösterip olsan bana Kerem
Ruhumun en köşesinde'ki elzemsin sen
Gün olur da bileklerimize bağlanan
Bu ayrılık düğümü çözülürse,
Kalp kapılarında sevdaya aralanan,
Yıldızlar göğsümüzde ışıldarsa.
Hayaller su gibi akıp giden,
Seni gördüğüm günlere merhaba
Henüz adını bilmezken bile tanıdığım
Gözlerinde saklı bir baharı yaşadığım
İçimde bin kışa rağmen ısıttığım günlere
Ruhum da biriktirdiğim sözlere
Senin nezdinde hiç değerim yokmuş anladım
Gece gündüz demeden saatlerce ağladım
Gittiğin vakit gönlüme karalar bağladım
Seninle sararmak vardı sen onu da dağladın
Artık sarılığın yanlızca zikrimde
Ruhum sona yaklaşmışçasına
Sen böyle en yakın yabancıyken bana
Hissizleşmemin en tabi sorumlusu
Bu hayat denen bekleme salonu
Aynalar var tabi umutsuzluğumu
Bir kırbaç gibi yüzüme vuran
Sensizliği selamlıyorum
Masa sandalye dağılmış
Odanın hali perişan
Ben perişan
Sensizliği selamlıyorum
Sesin hâlâ yankılanıyor suskunluğumda
Ta o zamanlar duyduğum o çocuksu sesin
Ömrümüzün belki en güzel yaşında
Umutlarımız şimdi yad ellerde kesin
Bir fotoğraf gibi soldu hatıralar
Yokluğun, kurutur içimdeki çiçekleri.
Dilimden düşmüyor artık hüzzam şarkıları.
İçimdeki bu hercai aşk ve bir de sen,
Yıllardır beklediğim intizarımsın.
Alnıma yazılan kaderim, kederim.
Ruhuma sokulan sarı lalezarımsın.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!