Düşlerimi Doldur Şiiri - Rasimin Gönül Dili

Rasimin Gönül Dili
307

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Düşlerimi Doldur

Zemheri uykulardan uyandırır beni kirpiklerinin usulca dokunuşu.
Buz tutmuş hatıralar erir yeşilin o efsunlu sıcağında.
Çorak topraklarıma nisan yağmurları taşır her bakışın.
Bahar gözlerinle düşlerimi doldur karanlığın zifiri vaktinde.
Çiçeklensin göğsümün nefessiz ve kimsesiz sarp yokuşları.
Kuşluk vakti serinliği vursun alnımın terleyen suskunluğuna.

Bir tomurcuk sancısıdır içimde büyüyen amansız hasret.
Senin irislerinde saklanmış mevsimlerin taze başlangıçları.
Karlar altından başkaldıran kardelen inatçılığıyla seviyorum efsunlu hareleri.
Umut fısıldıyor nazarların ruhumun uçuruma meyleden yorgun kıyılarına.
Gecenin boğucu örtüsünü yırtıp atıyor çehrendeki muazzam aydınlık.
Badem ağaçları uyanıyor sen bana dönüp içten gülümsediğinde.

Sürgün yemiş ömrümün ardında bekleyen tek kutsal vuslatsın.
Cemre misali düşüyorsun aklımın üşüyen, ıssız, kuytu köşelerine.
Nevruz ateşleri yakılıyor kalbimin eski harabelerinde sevdan sayesinde.
İhtişamınla yıkanıyor zamanın kire bulanmış paslı, ağır çarkları.
Gökyüzü o mavimsi rengini senden ödünç alıyor tanyeri ağardığında.
Yeşeren bakışlarınla uykularıma sız ki kabuslara yer kalmasın.

Yüzünde gizlidir hayatımın kurak geçmeyen, o çetin iklimleri.
Zeytin dalları uzatıyor ellerin fırtınalı denizlerime sükunet niyetine.
Papatya falında bulunmuş en nadide, en muazzam ihtimalsin.
Karanfil kokulu ılık esintiler yalayıp geçiyor sensiz saniyeleri.
Gözkapaklarının ardında saklanan cennet bahçelerinden ufacık nefes bağışla.
Kuruyan damarlarıma diriliş pınarlarından akan coşkun sular gibi gel.

Tabiat yeniden yazıyor kanunlarını suretine dalıp, sessizce gittiğimde.
Parçalanıyor göğsümdeki ulu dağların asırlık, o delinmez buzulları.
Kırlangıçlar yuva yapıyor canımın saçaklarına etrafa neşe saçtığında.
Bereketli menderesler misali gürül gürül akıyorsun yurdumun bozkırlarına.
Bana ormanın rüzgarla fısıldaşmasını harfiyen anlatıyor asil duruşun.
Gözbebeklerindeki tarifsiz, ilahi ışıkla yıka içimin ücra dehlizlerini.

Salkım söğütlerin gölgesine sığınmış ebedi huzuru taşıyor gözlerin.
Yıldızlar dahi kıskanıyor yüzünde parlayan o emsalsiz sabahları.
Bütün nebatat boynunu saygıyla büküyor letafetinle yüzleştiği dem.
Kanat çırpan kelebeklerin narin zarafetine sığıyor koca sevdam.
Yeryüzünün alacalı renkleri sende toplanıp huşuyla divana durmuş.
Gönlümün solmuş bahçelerine yepyeni tohumlar usulca saçıyor endamın.

Günebakan tarlaları misali coşkuyla yüzümü dönüyorum aydınlık ufkuna.
Kozasını yırtan ipekböceği gibi ansızın özgürleşiyor tutsak hislerim.
Ağlayan kara bulutların ardından doğan eşsiz gökkuşağıdır çehren.
Rüzgara kapılmış kuru yaprakları bile anında diriltir sözlerin.
Günbatımının kızıla çalan ağır hüznünü siliyor tatlı tebessümün.
Sen bana şefkatle baktıkça yeşeriyor içimdeki ihtiyar ağaçlar.

Denizköpüğü beyazlığında bir berrak saflık gizli nurlu simanda.
Vahalar sunuyorsun çöllerden farksız, kavrulmuş şu kimsesiz yüreğime.
Ruhuma dolan ılık yaz meltemleri fısıldıyor mübarek adını.
Çam ormanlarının genzi yakan taze reçinesidir tenindeki rahiya.
Karanlıkları amansızca boğan şafak türküleri söyler zarif adımların.
Hayatıma bahşedilen lütufların en latif, en paha biçilmezisin.

İris: Gözün ön kısmında yer alan, korneanın arkasındaki renkli bölümdür. Ortasında göz bebeği bulunur; kasılarak veya genişleyerek gözün içine giren ışık miktarını ayarlar.

Hare: Göz bebeğinin etrafını çevreleyen halka şeklindeki renkli çember veya ışıltılı görünüm.

Vaha: Çöllerde su kaynaklarının yüzeye çıktığı, bitki örtüsünün ve genellikle yeşilliğin bulunduğu verimli alan.

Rahiya: Güzel koku, hoş koku veya aroma anlamına gelir. Genellikle çiçeklerin, baharatların, yemeklerin veya parfümlerin çevreye yaydığı hoş kokuları tanımlamak için kullanılır.

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 21:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!