Her gece kandilinde gizli bir duada
Nihal’im, aşkınla yanıyorum, dar-ı fenada
Bu beden bir han oldu sevdanın ağır yüküne
Sen kurtarsan ne kadar, kaldı mı kurtulacak şu gönül kırığına?
Nihal, kalbime düşen ilk işaret gibiydin,
sanki içimde bir kapı aralandı, anahtarsız.
Sesin konuşurken değil susarken çağırdı beni,
o an anladım, bazı varlıklar tanıtılmaz.
Yürüyüşün zamanla pazarlık yapıyordu,
Nihal, kalabalığın içinden değil
sanki içimin içinden yürüdün.
Sesin konuşma değildi, bir kapıydı
aralandı, içeriye ışık sızdı.
Susuşun vardı, kelimeden ağır.
Nihal, kalabalığın içinden sessizce seçilen harf
sesin değil, susuşun değiyor bana
zaman bir reminder gibi titriyor cebimde
kalp, seni görüp kendine not düşüyor.
Yürüyüşün bir sır taşıyor, belli
Nihal, kalabalığın içinden bir işaret gibi
gözüme değil, içimdeki boşluğa değdin.
Sesin konuşurken değil, susarken yüksekti,
kalbim “tamam” dedi, aklım daha sormadan.
Yürüyüşün acele değildi, zaman senden yol ister gibiydi,
Nihal, kalabalığın içinden bana tekil gelen ses
Herkes konuşur, sen susarken bir kapı aralanır
Sanki adın dudaklarıma değil, içime söylenir
Kalbim fark eder, ben henüz itiraf etmem.
Yürüyüşün bir yerden gelmez, bir yere de gitmez
Bir insan kalabalıktan ayrılır bazen,
adını koymadan bilirsin.
Nihal…
Sesin, gecenin içinden gelen bir ezan gibi
beklemediğim bir yerimde yankılandı.
Sustuğunda bile konuşuyordun,
Nihal'im, ayrılık yeli her estiğinde,
Yüreğimin kapısından içeri süzülür,
Seni andıkça gözlerim kendi derinliğine dalar,
Nerede sen, nerede ben, sırlar bürünür.
Her gece bir duaya dönüşür tenim,
Aşkınla daralır geniş zamanım.
Ben bu sevdaya yük oldum, Nihal,
Sen kurtarsan, bir nefes kadar uzak cennetim.
Gözlerimde nem mi var, yoksa nur mu bilemedim,
İçimdeki ağırlık taş mı, yoksa hazin yük mü?
Sessizliğe bürünüp kendi kendime dönerken,
Sen, Nihal, içimde bir kanat sesi misin, kuş musun?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!