Nihal dedikleri bir gizli güldür,
Açılır gecede, gündüz görünmez.
Her bakan kendinden bir parça bulur,
Bilenler bilir ki, bu gül çürünmez.
Gece yarısı vakit, sazım uyandı,
Senin adın bir zikir gibi düştü içime,
Dilimde değil, nefesimin sığındığı yerde.
Her hecen bir secde,
Her harfin yüzümü sürdüğüm toprak.
Nihal…
Geceyle gündüzün birbirine değdiği o ince yerde beklerim seni.
Sazımın telinde bir ince sızı
Nihal’in aşkına düştüm bu gece
Yüreğimde yangın, dilimde söz değil
Mecnun’um, çöl oldu içim, ey Nihal!
Ay’ın ondördüne benzettim seni
Nihal'e Vâridât
Gönlümün sâhilinde dolaşırken bir akşam,
Gördüm ki varlık deniz köpürmüş, Nihal olmuş.
Her zerre aşk ile titrer, her nefes bir âh-u gam,
Kâinâtın sırrı sanki bir hayal olmuş.
"Âşık üslubuyla, ney gibi inleyerek..."
I
Bir Nihal boylu dilberin âşıkıyım ben,
Gölgesi düşmüş gönlümün sahrasına.
Gözlerin,
bir kuyu
ki içine düşeli beri,
zaman bende durdu.
Adın,
Toprak anlattı bana hikâyeni:
Her kök, bir kadim yazı,
Her taş, mühürlü bir sır.
İsmin ateşte yazılmış,
Rüzgârda söylenmiş,
Suya düşmüş bir yıldız gibi…
Nihal'in bir bakışı, dervişin nefesi oldu
Gözlerinde bir umman, içinde kayboldum
Sözleri susuzluğa düşmüş ruhun ilacı
Bir gülüşüyle kalbim, kutsal bir kitap oldu
Her detay bir remiz, her an bir muamma
Zaman, onunla başlayan bir sonsuzluk salıncağı.
I
Gece yarısı vaktinde
Bir el vurdu sineme
Dediler "Nihal uyan"
Sır oldum ben kendime
"NİHAL'İN AYNASI"
Tanrı dediğin nedir ki Nihal'im?
Belki senin balkonda sigara içerken
Dudaklarından dökülen dumanla
Göğe yükselen bir çığlık...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!