Kıyametini seyrettim Nihal’in;
Her öfkesi bir âlemdir, bilirim.
Kızdıkça sükûtuna vurulur perde,
Güzelliği yangınlardan süzer hâlini.
Bir bakışı ki, dünyayı dondurur;
En yorgun ruhun bile
Nihal, sabahları vardır;
Öyle yavaşça doğan,
Her şeyi affeden.
Yenilmiş kalbin kırık dökük
Yol dediğin boşlukta çizilmiş bir çığlıktı,
Sen Nihal’sin: hem varlık, hem yokluk, hem ara.
Bir ümit sancısı… Eşikte asılı kaldım,
Kimsesiz gecenin kalbine yol aldım,
Dokunmak istedikçe uzaklaştın,
Ellerimde bir sır kırıntısı,
O gün öğrendim ki, Nihal,
gidişinden kalan yarada
kapı değilmiş asıl acıtan;
senin açık unuttuğun pencereydi.
Baktım da camda kalan buğunda
"Senin Hayaletin Adımı Biliyor"
Nihal,
sensiz geçen bu zamanı nasıl anlatayım?
Havada kalan bir nağme gibi,
nefes alışımda titreşiyorsun.
Yüreğin Coğrafyası
Nihal,
Senin adınla başlar haritalarımda her yol,
İçimde keşfedilmemiş kıtalar saklı,
Sanki Atlas’ın kayıp cennetleri,
DÖNÜŞ
Dönüşün birden olmaz,
aniden gelip kapına dikilmez.
Dönüş, ince ince,
kendine gösterdiğin küçük şefkatlerle gelir.
Nihâl’im, dedi: “Işık asla yalan söylemez;
dilerse yıldızların en sönüğü olsun,
ya da bir ay çizgisi, ıslak dalların üstünde
gerçeği taşır içinde, sessizce ve derinden.
Yolların ayak izleri tutmaz oldu Nihâl,
Her sabah aynı güneş, başka renkte doğar.
Mecnun’un kumlarıyım Leylâ’m sensin diyen,
Beni bir su gibi eriten bu aşk neydi?
Şafak Dersi
İyileşmek,
güneşin doğuşu gibi
bir anda gelip sarmaz insanı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!