Her şey aşk içindi,
Her şey...
Savaşın tam ortasında
Ölümle göz göze gelen komutanın yüreğinden kopup gelen o tek cümle gibi:
“Seni bir daha görmeden ölmek haram bana ey Kadın!”
Zira aşk, vuslatı değil, vuslatsızlığı seçmişti bu sefer…
Zamanın ve Mekânın Ötesinde Aşk — Sonsuzluğun Felsefesi
1. Bölüm: Zamanın Ötesi
Zaman, aşka hapsedilmiş bir sınırdır.
Dakikalar, yıllar, ömürler —
NİHALİ TARZ'DA VEDA RİSALESİ
"Çıkma Diye Çırpınan Ruhun Seyr ü Sülûkü"
MURAKABE: GÖZETİLEN KALBİN BİLİNCİ
(Nihali Tarz'da Tasavvufî İdrak)
I. KELİMENİN KÖKÜNDEKİ SIR
Sen kızdın.
Öfken, billur bir kılıcın soğuk ışıltısı gibi çıktı sessizliğinden.
Her hışmınla bir perde yırtıldı sanki,
Ve sende, bende, her şeyde
Güzellik denen o esrarlı nakış belirdi.
Serpildi bir damla suya adın,
Nihal.
Dünya dediğin o sırlı aynada
Göklerden düşmüş bir nokta idin.
Sana baktım, benliğim çözüldü
Bir nehrin denize varmak için
Kimseyi kandırmaz ışık.
Kırılır belki billur bir avizeden,
sızarken perde aralığından,
ya da bir bakışın derin,
dibinde yanar sessiz.
Ama yalan söylemez.
Keşke seni tanımasaydım, derken aslında;
keşke aynayı kırıp içine bakmasaydım.
Sen bir sır idin, kapalı bir kitap,
ve ben, cümlelerini okudukça kayboldum.
Bir gece vakti yolunu aradım kimsesizde;
Nihal’im, öfkeni bir lütuf gibi taşıdım alnımda,
Her kızgın bakışın âteşiyle yandı yüzüm.
Sen kızdıkça, güzelliğin sır oldu,
Bir tasavvuf mürekkebiyle yazıldı hikâyemiz.
Bu öfke değil, bir tecellî aslında,
ah, nihal…
keşke aksini bilmeseydim senin,
veya bilmek denilen o karanlık ırmağa
hiç düşmeseydim.
bir gece ki tenha,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!