Nihal, bir hazan düşer bağlara,
Bu ömür denilen bir çağlara,
Ben bir yol oldum ki sevdaya,
Sen vardın… daha sonra.
Nihal, gönül bahçemde yaprak yaprak hüznün tecellisi,
Yıldızları sayarken gece gece
Döndüm, kandırdı gönlümü bir hece
Aşk dediler, içime düştü ateş
Yanmaya vardım, dermanımdır ateş
Nihal’im Leylâ’yım, Mecnun’um aynı zamanda
Nihal, bir damla idim sende derya oldum,
Dostlar çekildi, yalnız kaldı yol, ıssız kaldı dil.
Kalpten bir sızı yükseldi, döküldü söz oldu,
Ben senden yanağım, seninle tamamım, sensiz bir nihal.
Yağmursun kalbimin semasında,
Bir deli rüzgâr esti içimden, Nihal
Aşkın ateşinden bir duman tüter şimdi.
Gönül sana varmak için kanatlandı lâkin
Ömür dediğin bir damla, sen ise deryasın.
Nihal'im, ay doğarken bir gece vakti
Gönül tarlama düştü hasret tohumu
Ben bu sevdayı sardım kalbimin etrafına
Sen de bağlan bu aşkın sonsuz masalına
Nihal'im, ayın nuru sır oldu içime
Nihal’im, kemiklerim yağmurdan örülü,
Usul usul aşınıyor, sabırla sızılı.
Bir nemli türkü söyler tenimde iskelet,
Kendi kederimin havasına dönüşüyorum ben.
Bu ağrı, ilahi bir aşkın teri sanki,
Nihal’in ayak izlerini yuttu taşlar,
Boğaz’ın mavisi bîhaber, dingin akar.
Ben bir arşivim şimdi senin sesine dair,
Unutulmuş fısıltılar mabediyim.
Nihâl’e yürüdüm köprüden geçerek,
Yol içime düştü, sırra ererek.
Seven bilir ancak o gizli yolu,
Tükenmeden varır, seninle dolup.
Nihal’in dağlara dayandığı yerde
İçinde esen rüzgârı aşk sanır
Bir sevda düşer gönül şehrine
Dünya yansa da gam yemez, yanar.
Hüsrev’le Şirin’in aynasından
Nihal’im, yollar gözümde can olur,
Gönül bir kor ki, içimde söner;
Sende var oldum ya işte,
Kalan son nefes dönüp yine sana döner.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!