Gözlerindeki vedaya dokunmak isterdim,
Sessizliğin içinde kaybolmuş o bakışlara.
Söylemek istediğin kelimeleri duymak,
Ama zaman suskun, ve sen yoksun artık.
Hakimbey, huzurunuzda bugün bir aşk davası var,
Sanık benim: yüreği fazla atan, gözü bir kişiyi arayan…
Mahkeme-i kalpte hüküm kuruldu kurulalı,
Ben “Sezen’in sözleriyle” büyüdüm:
Yol uzun, rüzgâr sert,
Ama kalbim sağlam, inançla dolu.
Her adımda Allah’a sığınıyorum,
Helalliğe giden yolda sabırla yürüyorum.
Hiç Olmamış Gibi Sevenler başlığıyla yazılmış, gecenin içine sığınan bir şiir…
Yalnız kalplere, bir daha başlamaya cesareti olmayanlara…
Hiç Olmamış Gibi Sevenler – Bölüm 6
Hoş geldiniz,
Aydınlık insanlar…
Sizi çiçekle değil,
Çığlıkla karşıladılar.
(Madımak’a Adanmış Davalar – VI. Şiir)
Pencereye koştum.
Cam yoktu.
Gökyüzüyle başlar bazı cümleler,
orada ne bir nokta vardır
ne de son.
Yalnızlığı göğe yazanların
hiçbir rüyası eksik kalmazmış,
bunu geç öğrendim.
Bir çığlıkla başlamaz her son,
Bazen sessizliktir, yankısını duymadığın...
Yalnızlığın en ince yerinden geçer zaman,
Bir rüzgâr öper alnımdan,
“Unut” dercesine — ama bilmez,
Unutmak, suskunluktan ağırdır bazen.
Bir yolculuktu bu,
Ne başı belliydi ne varacağı liman.
Bir anı gibi geçtin içimden,
Bir anı gibi kaldın.
Ve ben, senden geriye
Hiçbir şey istemedim,
Senin elini tutmak istemiyorum önce,
Dualarını tutmak istiyorum.
Çünkü el, zamanı yorar...
Ama dua, sonsuzluğa ulaşır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!