Bir kalbe geç düşenlerin, yandığı yerden yazdığı…
Bu, zamanın içime sızdığı o geç kalmış mektuptur sana.
Elim, gözlerimin önünden çekilmiş bir perde gibi titreyerek yazıyor bu kelimeleri.
Her hecesi, içimde saplanmış bir sızı,
Her cümlesi, geçmişin dilinden düşmüş bir ağıt…
Gelmene gerek yok…
Ben çoktan çıktım o yangınlı şehirden,
Çay soğudu, manzara ezberlendi,
Bir “canım” uğruna kalbimi pazara serdim.
Bölüm 10 – Geriye Yalnızlık Kaldı
Birlikte susmayı öğrendik önce,
Kelimesiz konuşmaların kıyısında
Bakışlarımızla kurduk cümleleri,
Ve sonra…
Hiçbir kadın,
bir vedanın hayaliyle başlamaz sevdaya.
Her dokunuşunda "son olsun" der içinden,
"Bu defa yarım kalmasın."
Kalbiyle sever,
yüreğiyle güvenir,
Bazen bir veda,
Bin merhabanın hatırasıdır…
Giderken bıraktığın gölgen hâlâ kapımda,
Ve ben her gün sen geliyormuşsun gibi
Bir gölge düştü yüreğime,
Kutsal ve lanetli bir sır gibi,
Sen vardın, yoktun,
Dilimde bir kelime, kırık ve eksik.
İnancım sarsıldı, sensizliğin fırtınasında,
Karanlık çökerken gecenin en sessiz saatinde,
Gözlerimde kalan son ışık, senin hatıran.
Bir damla yaş süzülür sessizce yanağımda,
Ve kalbim hâlâ seni arar, bekler sabırsızca.
Gözlerindeki vedaya dokunmak isterdim,
Sessizliğin içinde kaybolmuş o bakışlara.
Söylemek istediğin kelimeleri duymak,
Ama zaman suskun, ve sen yoksun artık.
Hakimbey, huzurunuzda bugün bir aşk davası var,
Sanık benim: yüreği fazla atan, gözü bir kişiyi arayan…
Mahkeme-i kalpte hüküm kuruldu kurulalı,
Ben “Sezen’in sözleriyle” büyüdüm:
Yol uzun, rüzgâr sert,
Ama kalbim sağlam, inançla dolu.
Her adımda Allah’a sığınıyorum,
Helalliğe giden yolda sabırla yürüyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!