Sen bakma öyle
Sen bakma öyle güçlü göründüğüme.
Aslında öyle göründüğüm kadar da,
güçlü değilim.
Aç gönül kapılarını sonuna kadar
Sana geleceğim Bal gözlüm...
Sırılsıklam aşkınla yıkanıyorum
Sevginle soframı kuruyorum
Hayata karşı tek huzurum
Artık aldırmıyorum
Ev dinya wêran kirinê
Perîşanî li me qewimiye
Mirin emrê Xwedê ye
Agir ket hundurê dilê me
Ağrıyan yanlarına inat gülebilmektir
Barış, düşmanlığı silip sevgi ekmektir
Acılara merhem diye mutluluk sürmektir
Barış, nefretin yerine umut ekmektir
Yer ile göğün arasında maviyi yakalamaktır
Barışa kan doğrandı
Yasamak için daha
Ne kadar öleceğiz?
Gün ağır yaralı
Kara cumartesi
Yüreğimde bin bir soluk…
Kan akıyor oluk oluk!
Doğu(m) da ölüyor çocuk!
Dört bir yanıma düşüyor zehirli ok…
Gel buraya buraya…
Güneş doğacak belli
Işıldıyor çocukların gözlerinin içi
Kırılacak zalimin azı dişi
Kırılacak dizlerinin feri
Bahar gelecek belli
Karanlığın ortasında duruyordu barış kokan adam!
Elinde barış bildirgesi dilinde yaşanabilir bir ülke yüreğinde umut güvercinleri uçuşuyordu.
Dört minarenin ayaklarını vurdular, bizi ayaklarımızdan vurdular diyordu.
Az sonra kendisi de başından vuruldu.
Dört minarenin ayakları dibine yığıldı bedeni.
Ne savaşlar ne tarihler gördü ama böyle bir ihaneti görmedi diyordu.
Karanlığın ortasında duruyordu barış kokan adam!
Elinde barış çiçekleri dilinde yaşanabilir bir ülke, yüreğinde umut güvercinleri uçuşuyordu.
Dört minarenin ayaklarını vurdular, "bizi ayaklarımızdan vurdular" diyordu.
Az sonra kendiside başından vuruldu.
Dört minarenin ayakları dibine yığıldı bedeni.
Barış; bir annenin dilindeki
havar türkülerin yerine
halay türkülerinin almasıdır
Barış; yakılan kitapların yerine
kütüphanelerin kurulması




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...