Yavşak bir tutsaklığın esiriyiz.
İki yakası bir araya gelmez,
Özgürlüklerin kesik dilliyiz.
Yaslı yüreklerin buz tutmuş,
Yürüdüm...
Soyundum sevdanın teninde
Topladım tüm kırgınlıklarımı
Düştüm bir bilinmezliğe doğru
Kılavuzu kayıp yön haritam
O, gitti ben arkandan baktım
Yüreğimi yerinden söktüm
Vefasıza ömrümü yaktım
Küllerimi dağlara döktüm
İnsan olmak, hiç zor değil;
Sevgi dolu olmak
Uygar olmak
Saygılı olmak
Gerçekçi olmak
Bir şiir doğurmak değildi gayem
Üstelik anneler doğurdukları evlatlarını yitirmişken
Sevgiye, ayrılığa, hasrete, gebe kalmışken
Karanlığın kollarına düşmüşken
Kalem de eğilir emek kokan ellerine.
Yarım bırakılan bir gülüşün ardında büyüdüm
Çoştum çoştum umudun yolunu erişemedim
Elzem düşlerin doruklarına çiçekler düzdüm
Koştum koştum çocukluğuma yetişemedim
Baygın, kırılgan bakışların hüznüne karıştım
Çocukluğumun sesi
Çocukluğumun sesi yankılanıyor uzaklarda.
Hep ipini kaçırdığım uçurtmamın ardından baktım.
Uzanamadığım göğün maviliklerine daldım saatlerce...
Bazen de omuzlarımda biriken yükün altında ezildim.
Çocukluğuma dair
Ne zaman yağmur damlaları cama vursa;
Köyüme, çocukluğuma dair güzel anılar gelir aklıma!
Toprak evimizin damından çiseleyen yağmurun sesi;
İçime tarifsiz, derin bir huzur bırakırdı.
Çocukların üşümediği bir dünya mümkün, yeterki kimse kimseden çalmasın.
Acımasızlığı mahsumiyetin üzerine giydirmek, hiç şık duran bir elbise değildir.
Siz büyükler, neden tüm yoksullukları çocukların omuzlarına yukluyorsunuz?
Onca çocuk öldürülürken
onca çocuk gelin edilirken
onca çocuğa taciz
tecavüz edilirken
kutlanan bayramlar
yasa boğar beni




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...