Yüreğimde bin bir soluk…
Kan akıyor oluk oluk!
Doğu(m) da ölüyor çocuk!
Dört bir yanıma düşüyor zehirli ok…
Gel buraya buraya…
Güneş doğacak belli
Işıldıyor çocukların gözlerinin içi
Kırılacak zalimin azı dişi
Kırılacak dizlerinin feri
Bahar gelecek belli
Karanlığın ortasında duruyordu barış kokan adam!
Elinde barış bildirgesi dilinde yaşanabilir bir ülke yüreğinde umut güvercinleri uçuşuyordu.
Dört minarenin ayaklarını vurdular, bizi ayaklarımızdan vurdular diyordu.
Az sonra kendisi de başından vuruldu.
Dört minarenin ayakları dibine yığıldı bedeni.
Ne savaşlar ne tarihler gördü ama böyle bir ihaneti görmedi diyordu.
Karanlığın ortasında duruyordu barış kokan adam!
Elinde barış çiçekleri dilinde yaşanabilir bir ülke, yüreğinde umut güvercinleri uçuşuyordu.
Dört minarenin ayaklarını vurdular, "bizi ayaklarımızdan vurdular" diyordu.
Az sonra kendiside başından vuruldu.
Dört minarenin ayakları dibine yığıldı bedeni.
Barış; bir annenin dilindeki
havar türkülerin yerine
halay türkülerinin almasıdır
Barış; yakılan kitapların yerine
kütüphanelerin kurulması
Gözünde büyüttüğün
çoktan küçülmüş
başka gözlerde
sen hala...
aynı görüyorsun onu
ama değmez
AYNI YERDEN
Aynı yerden vuruldu kardeşlik.
Bugün bir Savaş bir Barış'ı vurdu;
Anadilden, (Gırmanci) şarkı dinliyor diye...
Karanlığı bölen bir sabahın
gölgesinde aydınlanır gün
Ufkumda büyüyen, bir de üşüyen
çocukların
yüreğinde ki umut kıvılcımıyım ben
Mevsim ölüme susamış...
Yine aylardan Eylül/yine yaprak dökümü
Kadınların saçlarından bayrak yaptılar
Gökyüzünü yasa/mateme/siyaha boyadılar
Ah! Gözyaşları mercan, elmas ışıltılı kadınlar
Şimdi yoksun/ama hep varsın
Yokluğuna dair yazamıyorum
Elim titrek/gözüm yaşlı/kalbim acılı
"Baba!" diyorum, bütün evren yankılanıyor
Senden, birtek senden ses çıkmıyor




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...