Sen miydin gam ordusuna girecek kadar mert;
Nükteli sözleri başa bela, gözlere dert...
Çevir aşkın sayfalarını kalsın aralık:
Bir gündüz sefası bu diyarda kaç paralık?
Gümüş filizleri doyumsuz, nakış nakış sim.
Bir gül yaprağı düştü deryaya
Artık sesine açılan bir gemiyim
Aşkın iksirini içtiğim günden beri
aşamayacağım engel
çıkamayacağım zirve yok derim
Kabuksuz tohuma inatla vursan da palan;
Tutunamaz toprağa, ne yana dönse yalan...
Asırlık asmaların iktidarı kökünde…
Damıtılır mı şarabın şırası bir günde?
Hayalim; gökkuşağına kurulmuş bir hamak.
Hangi mevsimde bıraktım huzurun öznesini?
Beni tanıyabilecek kadar uzun kalsaydınız yanımda
anlardınız boyumdan büyük hayallerimi.
Her çocuk gibi pürtelaş,
kimi zaman da birazcık haylaz...
Tek istediğim biraz cesaret biraz güvendi.
Bir kapı sesine bekleyişler dokudum
Olur ya nezaketen halimi soracak olursan
köklerine kurt ilişmiş bir fidandan farksızım
Şu bahçe nelerden geçtiğimi bilir de
yine de hiçbir umutsuzluğa fular bağlatmadı
Pay mı biçtim?
Damla damla
Akşamları esen meltemin
sırılsıklam ettiği kavak yaprakları gibi
dokunuyorsun içime
Dokunuyorsun tenime
Bir zamanlar gözlerin
kırmızı panjurların arasından beni arardı.
Şimdi sensiz günler birbirinin tekrarı...
Ayrılığın başladığı yer midir aşk?
Sensiz bir hayatın tümceleri nereden toplanır?
Nasıl döşenir yan yana acısı sensizliğin?
Bilmiyorum baba!
Sesimi kırdılar...
Yıkımlar üst üste geldi.
Sırasını bekleseydi fark eder miydi?
Uzandıkça uzanan kum tepeleri
Senden sonraki yeminle mühürleniyor hepsi
Beni sana bağlayan da
senden uzak tutan da aynı şey
Kendini hatırlatma!
Bizden sonra ant içtim
Bir masalın sonunda veda vakti yakındır
Gözlerindeki nemden bu canımı sakındır
Gönlümün dehlizinde açan yegane karagül
Dikeninle kanat da, dertli dertli ara gül
Bakışın kırbaç mıdır, şaklar veda anında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!