Kurtulacağım boğazıma dizilenlerden
ruhumu saran bu kefenden
Öncekileri sileceğim
sonrakileri yok sayacağım
Yorgunluğumun son aşaması
Bakımı ihmal edilen bir bahçe gibi
Doğrudur; hüzünlü yağmurlara uç eğdiğim.
Bir akan sulara bir sana döktüm içimi.
Beşeriz, şaşarız; Allah´tan bir tek dileğim,
Zorunda kalmayayım ölüm kalım seçimi.
Hükmü var mı bilmem, bakışa göre değişir.
Yine bugün yarın derken
tatlı telaşların bile bir önemi kalmadı.
Ben yarım kaldıkça arsızlığını kuşandım bir fesleğenin.
Gerek kalıcı gerek caydırıcı
her türlü ihtimali göze alsam da
Nisan yağmurlarından sığındığım
Ey günahkar; ben miyim isyankâr?
Nedir bu gözlerindeki efkar?
Kıştan bahara, bahardan güze...
Bir türlü çıkamadık ki düze.
Derdime em vermediğin gibi
Fevrilikten kaçtıkça beni buldu
Boyumdan büyük kayaları tepeye çıkarma çabam
Öyle bir kamçıladı ki, nihai oldu
Bir tokat gibi inmekten ziyade
Çekilen cümle ıstırap, yaktı kavurdu
Kendime hayrım mı var ki sana olsun
Dönüp duruyorum aynı noktada…
Sünger çektiğim uzakla yakın arasında…
Bu defa tek bir farkla
yaşlanmış bir beden ve yıpranmış anılarla
Olsundu
Okul bitince iş
İş bulunca ev
Evlenince çocuk...
Ölümüne çalışacakmışım
Ev bark kuracakmışım
Neticede aşk bildiğim
bir ölümün kıyısı değil miydi?
Kime aldanıp gardımı indirdiysem
senin yokluğunu doldurmak içindi
Kime yönümü çevirdiysem
pençelerini ruhuma geçirdi
Başkasının közüne niye bu kadar pervanesin?
Döndüğün çemberin etrafında senden önce de düşenler vardı
Alıcısı çok, aslına dönüp bakan yok
Tavizsiz sınırlarda mevcudiyetin esir
Zirvelerin ayazında yalnızlığı yudumluyorsun
Sana nasıl tarif edebilirim bu duyguyu?
Ben bile anlamamışken neler olduğunu...
Beni sana çeken görünmez bir güç var.
Karşı koyamıyorum.
Ne seninle olabiliyorum ne de sensiz...
Dünyam kaç parçaya bölündü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!