Hiç bir şey tesadüf değil.
Sen benim imtihanım oldun.
Canım kolay kolay yanmaz benim
ama bu defa içten içe kanıyorum.
Kokuşmuş düşünceler zihnimi bulandırıyor.
Nasıl bir karakter kapsar bu üç boyutlu duyguları?
Mutlu mu olmak istiyorsun ?
Dopamin gelir gider
Zihnimde kırmızı reçeteler...
Eylül´ü bir geçiş mevsimi olarak değil de
kızıl saçlarına takılıp kalan
Tutunamıyorum.
Seni şimdiden o kadar çok özledim ki;
Ben ne zaman içimdeki kelebekleri özgür bıraksam,
aramızdaki hayat mesafesine karşı koysam,
mutlaka yoluma bin engelden biri dikiliyor.
Zamanlaman harikaydı.
Dün gibi aklımda:
İğde ağaçları dökmüştü çiçeklerini,
geriye bir tek dikenler kalmıştı narin dallarında.
O baş döndüren çiçek kokusu yoktu artık doğada.
Yağmurlu bir gündü
Beni kendinden mahrum bırakmakla tehdit ettiğin gün
ne kolay dökülüvermişti sözler dilinden, bir düşün!
Her şey o saniye önemini yitirdi.
O andan itibaren var olan güvenim bitti.
Sen sebep oldun hayattan soyutlanmama.
Önce hayallerimden, ardından renklerimden...
Yan yan,
İçeride mülkiyetin güvenliğini oynayan...
Biraz yağmursun mesela ansızın bastıran.
Şu gökyüzü diyorum, ne kadar da sen !
Adımlarımla çiziyorum göğüs kafesime sığmayan yurtsuzluğunu.
Şu meşhur küsmelerin yok mu...
Peki…
Artık gerçekten susup senin adına konuşacağım
Senin gibi bir adam…
İçinde yangınlar olan
beklemiş
sindirmiş
Gösteriş üstüne giydiği libas
Düşmanlık güderek kurduğu kumpas
Zihninde işlenen amansız kısas
Beni bu mahzende tutsak sanıyor
Ayaklar altında ezilen toprak
O günü hatırlıyorum:
Fotoğraftaki munis ifadeydi beni çeken.
O kadar olurun içinde
galiba bir de en olmazı seçen...
Sudan bir sebeple,
biraz da ürkek harflerle yaklaştım.
Ağzı dili yok ki anlatsın şu bahçenin şu evin,
bir dalganın nasıl aniden yükseldiğini,
duyguların istenmeyen yöne nasıl esneyebildiğini...
Ağzı dili yok ki anlatsın şu bahçenin şu evin…
Ellerim kelepçeli olmayabilir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!