Zaman, suskun bir ırmak gibi akıyor içimden,
An be an silerek izini....
Seni beklediğim o yerden, dipsizliğe çağlıyor,
Adını yuttuğum gecelerde.
Şelalenin dibinden...
Seni Suskunlukta ararken
Ben kendime korkumu söyledim.
Umarım erken zamanda dönersin,
ben suskunluğa gark olmadan.
Nasıl Sustum bilirmisin ?
hani dikenli teller vardır ya
boğazına sarılmışcasına öyle Sustum işte.!
Yutkundukça batarken Gırtlağıma
Bazen susar insan, konuşulsun diye.
Sorulmak ister susar,
sarılmak ister susar.
Susmaması gerektiği halde susar İnsan.
Bir sessizlikte sevdim seni.
Sesini duymadan, adını bilmeden…
Üzerime yürüyen susmaların gölgesinde
seni beklediğim O yer… yalnızlıktı.
Bir eksiklik sesi çağlar durur içimde
O ben miyim, yoksa olmaya çalışan bir iz mi?
Yarım kalmak, zamansız bir dua gibi bazen...
İçinde yalnızlık geçen ve göğe ulaşmayan.
Bir yıldız kaymış gökten,
parktaki kaydıraktan, o çocuk düşerken.
yan balkondan, sokaktaki tekir...
pervazdaki güvercine saldırmış.
Yan komşu duymamış.
''Marifet nedir bilirmisin ? taşlara bakan gözlerin,
çiçekleri görmesidir'' der Mevlana
kastı İnsan olsa da bu sözün muhatabı...
İnsanlardan geçtim de Ben taşları Sevdim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!