Deniz Fenerinin kayalıklarında
yıldızları seyrederken
gecenin bir yarısı
düşlerim kaydı gökyüzünden,
bir damla yaş oldun
Bir bakışın kıyısında, asılı kaldı zaman.
Üşüyen gölgemle sardım, seni içimde.
Gökyüzünü yutan karanlıkta bile,
bir hayalin ince ışığıyla yol buldum kendime.
Sende biliyorsun kararını verdiğin vedan sonra...
artık...
odun ateşinde demlenen çaylar
gül koksun diye zarfın içine tutturulan şiirler
Yokluğundan Sonra yaşadıklarımı anlatsam
Ne çektiğimi Anlarsın belki...
.....
Gözlerine Çöreklenen Karartıyla
Küller içinde serçeler uyanır sabaha,
Göğsümde bir sızı, eskimeyen bir dua.
Gece, sessizliğe gömülürken yanar,
gündüzü yaraya dokunan bir buğday saçağı…
Sanırım vakti geldi, temiz bir vedanın.
Kirlenmiş tüm duyguların ardından,
çirkin bir dünyaya HOŞ ça Kal demeden.
Nasılsa kimse Özlemeyecek,
kimse nasılsın demeyecek.
Boşluk, bir sesin unutulmuş hali,
varmış gibi duran, yokluk kadar gerçek.
Bir gölgenin sahiplenemediği beden gibidi zaman,
geçen ama dokunamayan.
Son Zamanlarda Sorgudayım
yanlış anlamayın hapse düşmedim...
yada bir cürüm işlemişliğim
veya iştirak etmişliğim de yok
kime yalvaralım, ağlayalım?
kime dert yanıp, kime akıl verelim?
kime güvenipte , hangi yüzle susalım?
kime sitem edipte, kime sırrımızı açalım?
kimi sorgulayalım, kimin fikrine gem vuralım?
Canın Sıkıldı geldin,
canın sıkıldı gittin.
Ben Senin gidiş gelişlerinde
çaldığın gizli bir kapı,
sığındığın tek odalı
bir Gecekondu gibiydim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!