Tavus kuşunun çığlıklarını dinledin mi hiç?
bütün dünya eşsiz güzelliğinde kaybolurken
O sadece ayaklarına bakıp ağlar...
sesinin çirkinliği, ayaklarına olan ağıtıdır.
Bizim umudumuz yok...
söylenmiş bir şiirin içinde,
iç geçirmişliğimizde yok.
Gecesini Sabahına bağladığımız
Güller dikiyorlar ölülerin üzerine,
oysa diriyken lazım güller ölümlülere,
ölmeden, öldürülmeden önce.
Belki kurumuş güller yakışır ölüye.
Toprak ne bilsin,
bağrına ekilen tohumdan çıkacak ağacı
Ana gibi kucak açmış merhametiyle dünyaya
Nereden bilecek çiçeklerinin ona küseceğini...
Aynı Geceye girmemize rağmen,
Benim Karanlığım Zifiri
Senin ise Loş.
daha da tuhaf olanı...
Aynı güne uyanmamıza rağmen
Senin Sabahın Baharımsı
Tek başına kalınca
konuşacak kimse bulamayınca anlıyorsun
kendi dilinde, kendi lisanınla
sohbet edebilmenin değerini.
Hava tutkun ağlayası var gökyüzünün
her şey hazır...
hafif bir rüzgar sallanan dallar, titreyen lambalar.
yalnızlığın sessizliği bekliyor ilk damlayı.
Bir bardak çay al kendine,
kızıllığı olsun...
En az gün batımı kadar olmalı
Yalnızlığına kaldır birinci bardağı.
Uzun zaman sonra ayaklarım yerden kesilmişti...
bulutların üzerindeydim,
uçuyordum resmen.
Fakat hayallimdeki gibi değildi
Vurdum duymadım olacağım bende
Vurulduğum yerden,
vurulduğum zamanlarda...
@demlenmisSiirler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!