Sayfalara yazdıklarımı
Senin sesinle içimden okuyorum
her şiirin sonunda sesin titrek
yüzün can çekişir halde
Hayatından gitmemi istediğin zaman söyle bana
sessizce yıkılır giderim.
Sakın üzülme ben yeterince üzülür giderim.
akıtma gözyaşlarını...
Sen kahveyi Severdin, ben Çay'ı .
Senin' ki köpüklü Benim' ki Demli.
bardakla, fincan telveyle posa gibi
Sen'le Ben öyleydik işte.
Ara ara Kalbim yavaşlıyor,
içimdeki sızı artıyor Sensiz kaldıkça.
Ayrılık damarlarımda dolaşan kan gibi,
gözlerinden uzak kaldıkça kalbime hücum eden.
Sensizlik ;
Güneşin ardından gelen karanlık....
Issız sokaklarda Işıksız kalmak gibi.
Öğrenmek için yaşamak gerekti.
Aşkları belirleyen yalnızca YÜREK'Tİ...
Bir ateş var yüreğimde Sevginden.
Sen denizin üstünde
Nazlı nazlı batan güneş
Ben hüzünlü gecelere doğan ay
Aramızda koca bir dünya mesafesi
Döne döne varılamayan bir yol gibisin
her dönemeçte yaklaştığını sandığın
ama fersah fersah uzakladığım,
dolambaçlı, uzak bir yol gibi.
Kimler yok ki bu altı kül grisi, üstü haki mor vadide?
Bir çocuk, gülüşüyle gömülmüş...
Bir Baba suskunluğuyla mühürlenmiş taşlar,
isimleri değil, eksik cümleleri taşır.
Anne feryatlarını, rüzgâr tanıyanlara taşır.
“Seslerle dolu bir dünyada, iki insan arasında büyüyen sessizlik…
Bu şiir, sessizliğin derinliklerinde yaşayan söylenmemiş sitemi anlatır.”
In einer Welt voller Geräusche wächst die Stille zwischen zwei Menschen.
Dieses Gedicht spricht von dem unausgesprochenen Vorwurf, der in der Tiefe des Schweigens lebt.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!