Bir kuş kanadında saklandı sevda,
ürkek bir üveyik gibi süzüldü göklerde.
Aşkı taşıyan kınalı bir kanat yeterdi oysa,
bir göç yolcusunun çitlenbik düşlerine konmaya.
Geçersin diye beklerdim sokaklarımdan,
bilmeden köşebaşlarının çıkmazda kaldığını.
Kalbinden öpecek diye şiirler yazarken.
Posta kutusuna sıkışan umutlar,
Şimdi bir özledim ki seni özlemeyi
tütsülü bir koku gibi
lavanta yapraklarına sarmalanmış.
Zamansız bir eşiğe yaslanarak
Bir sandal geçiyor zihnimdeki nehirden,
bir kıyısında gece, bir kıyısında gündüz.
Bir yanı kutup, bir yanı Afrika.
Bir kuş kanadında uçan vakitle akıyor.
Yıldızların parıltısı,
içinde susturdukları kıyametlerin ışığıdır.
Yıldızlar konuşsaydı her gün her şeyi,
güneş gibi yakıcı, güneş gibi devasa olurlardı.
İçimde mukavemet edilememez bir istekle
Seni düşünmek neyin nesi?
Ökseye tutulmuş kuş gibi çırpınarak
Seni özlemekte neyin nesi?
Bu şehri güzel kılan sensin...
Şehrin azizliği sana mecbur.
Sokaklarına bağımlıysam eğer,
müptelalığım sadece sanadır; sana yar.
Geç kalmışız biz,
bize yazılan senaryoya.
Başkaları oynuyor şimdi rollerimizi.
Başkaları bakıyor gözlerine birbirinin,
el ele tutuşup yağmurda gülüşüyor başkaları.
Gidenlerin dönmeyeceği
saatleri kovalama zamanlarında,
pencerelerden bakmaya kaldığında iş,
camlarda izler birikir derin derin.
Bir şey gelmez elden...
Dönüştür ey sevda kalbimi
Putlaşmış tabularım yıkılsın.
Aşk diye bir şey varmış,
yaşanılası bir tatmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!