Aklım kalbimle, kalbim zihnimle savaşta.
Sulhe gitmiyor bu aralar;
hiçbir ara bulucusu yok.
Ne vicdan, ne irfan, ne kalp ehli...
Bir ninni gibi dolanıyor hala sesin,
en karanlık gecelerde.
Ellerin, toprağın soğundan okşuyor başımı...
suskun, ama hep yanımda gülüşlerin.
Gözlerin, bütün acıları unutturan bir dua gibi.
Sesini duymayalı kaç mevsim geçti, bilmiyorum.
Her gece Sen sandığım baharlar düşlüyorum
Bir sokak lambasında seni bekliyorum,
hep yandığı saatte...
gün batımından hemen sonra.
İnce düşünen insanların ağır çileleri olur,
düşüncesizlerin zindanlarında.
Boş veremeyenler, boş verenlerin
açtıkları uçurumlarda kaybolurlar.
Bırak elindeki taşı!
Bak gökyüzüne...
Özgürce uçan kuşlar kalmadı eskisi gibi.
Kalanlarında ne uçmaya takati kaldı,
nede hevesleri.
Eylül toparlandı gidebilirsiniz Turgut Bey.
Ama kim toparladı seni, Eylül?
Yalnızlığın mı, eksikliğin mi,
Yoksa... yoksa bir şiirin son dizesini mi?
Bir göç var içimde,
yağmur kokusunun dokunduğu diyarlara.
Buralar kurak, buralar çatlamış...
Kaç mevsim baharsız geçer?
Bir kararın eşiğinde durur insan.
kararsızlığın kıyısında çakılı kalır.
Beklemek;
bir zaman değil artık,
bir iç boşluk gibi tekrarlanan.
Bir güvercindin sen;
Pencerenin pervazına konan.
Bembeyaz tüylerinle...
Kimi zaman ürkek,
Bir kuş kanadında saklandı sevda,
ürkek bir üveyik gibi süzüldü göklerde.
Aşkı taşıyan kınalı bir kanat yeterdi oysa,
bir göç yolcusunun çitlenbik düşlerine konmaya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!