Bir savaşı bitirdim...
Olanı olduğu gibi kabul ederek.
Beyaz bayrak gibi astım tüm direnişleri.
Bir savaşı bitirdim sessizce,
Bulutlar koşturuyor gece gök yüzünde,
yağmurlarını saklayıp.
Rüzgara salmışlar kendilerini.
Gözyaşlarını akıtacak kuytuyu arıyorlar.
Kimi beyaz, kimi gri, kimisi simsiyah...
Dışarıda yağmur yağardı,
demir pencerenin buğulu camları ardında
kağıttan gemiler yapardım eskiden
beyza gemiler...
Sonra...
Sonrası bilinmez!
Bilen olsaydı sonrasını,
öğretirdi birilerine;
birileri anlatırdı birilerine.
Yıllar, yıllar, yıllar sonra
belki bir masanın köşesinde karşılaştırırsa
öncesinde vakitsiz olan zaman
gözlerimizden başlayalım konuşmaya.
Zulmün kralları tepişirken
mazlumlar eziliyorsa
bırak kopsun kıyamet.
Vicdanların sızlamadığı bu çağda
bir gözünde hüzün,
bir gözünde umut var senin.
resmine baktım az önce, yine...
anlayacağın, şiir gibisin.
Kelimelerden taşan bir sessizlik,
bir harfin içine sığmayan yük,
bir cümlenin taşıyamadığı derinlik.
Her dizede bir yankı...
Her yankı, derin bir iz deryası.
Toprak, ayak izlerini değil, hikâyeleri saklar.
Bir türkü gibi dolanır içimizde eski bir köyün sesi.
Bir Annenin bakışı gibi sıcak, dağların sessizliği.
Göç yollarında unutulmuş bir çocukluk arııyorum.
Bir top gibi yuvarlanıyor zaman,
sessizce çocukluğumun peşinden.
Gülüşler, sokakların en unutulmaz ezgisiydi;
her köşe başında yankılanan bir masal gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!