Şiir yorgun yalnızlığın nabzını
dinlerken başlar
Sanki her dize bir mezar taşı,
Her kelime bir doğum sancısı
Gecenin en karanlık anında
İçinde bir güçlü his olur
Bakarsın taşar duygu mabedinden
Kaybolan meyus hayallere doğru
Umuda yapılan cesur yolculukta
Yürekte ılık bir esinti olur
Hayat kimseye adil davranmaz
Kendi rızasıyla hiç keyif vermez
Ama ben zorla almasını öğrendim
Bu imtiyaz da bana yeter
Mevsimler farklı mahfillerin mağrur ışığı
Sonbahar yerine eylülü konuşalım
Hayattan hiç bir şey anlamadık
Yel gibi esip geçtik
Hiç rol yapmadık
Ne varsa onu yansıttık
Cahillik cana yüktür
Oysa bu can senindir
Sen baharın parlayan ışığısın
Ben ise gri bir akşam karanlığı
Ellerim çektiği acılardan usanır
Yaz deftere bu ellerin bir tutam alacağı olsun
Yüzüm yüzüne bakamaz haya eder utanır
Onuda yaz bari yüzün bir bakış alacağı olsun
Demledik efkarlarımızı mataralarda
Dertleştik epey onunla ateşin başında
Çiğ düştü üzerimize farkında olmadık
Her yan karanlık hem de ıslak
Acımadan attın kucağıma
Dünyanın tüm dertlerini ey felek
Kalmadı sınamadığım acılar
İçime atmadığım sancılar
Ben hiç böyle düşünmemiştim
İstenince tek kişilik yanlızlığa
Bu gecede yalnızım otel odamda
Herkes tatlı uykusunda
Bir tek ben ayaktayım
Koca şehir ile dalga geçerim
Sıra sıra elektrik direkleri ile oynar
Gece bekçileri ile arkadaşlık ederim
Eğildim yanağına değmek için
Bir anda gözlerine takıldım ağladım
Avuçlarımda biriktirdiğim tatlı bir yemini
Semaya dönüp haykırdım ağladım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!