Tebessümlere bile hüzün hakim olmuştur
Kan kustuk dudaktaki kanı gizledik
Kızılcık şerbeti iksirdir dedik şifa niyetine
Döndük hanemizde kan tükürdük
Hani nerede o günler?
Köşelerde boyun büküp ağladığımız
Kırgınlıklarımızı yüreğimizde sakladığımız
Ocağımız tütsün diye geceler boyu çalıştığımız
Tarihin ölgün sayfaları silindi birer birer
Gülüşünle parlayan o ince şafak çizgisi
Gece çatırdarken acının kucağında
Aydınlık usulca yayıldı her yana
Güven tek kullanımlıktır
Çok istesende tekrarı yoktur
Sessizliği seçen, sonsuzluğu çoktan göğüslemiştir
Gözlerde unutulmuş bir tebessümün izi
Baharı unuttuk erguvan dallarında
Günü uyuttuk hasretin kucağında
Peki benim gençliğime yazık olmadı mı?
Karanlığı kendime sığınak bildim diye
Erkekler sessiz yangınlarda büyür
Külleri, ince bir hüzün gibi çöker içlerine
Gecenin hüznünü yaşarlar yüreklerinde
Hiç kimseye duyurmadan
Bu yine bizim kasabadaki
Erken akşamlardan biridir
Şu an Zakirin Meyhanesinin
Tamda açılma vaktidir
İki kadim dostun buluşma
Günahkar duyguların kavuşma
Lügatımdaki tüm kelimeleri bir bir kullansalar
Yine de yaşadığım cehennemi kimse anlatamaz
Eşkiya masallarındaki eziyetin bin dirhemi
Girse gönlüme benden bir çakıl taşı koparamaz
Yoruldum ama hiç bir şeye değmedi
Hayatı güzelleştirmek için çabaladım olmadı
Bu saatten sonra pişmanlık fayda etmiyor
Eski hep özleniyor ama yaşanmıyor
Yüksekte uçmak için güçlü kanatlara
Dayanmak için düşlere ihtiyaç vardır
Bazen giden gider, gittiği gün de biter
Arkasından esağmesi okunmaz
Gerçek seven gitsede hatırası asılı kalır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!