Kar yağacakmış bu akşam
Yine kaç şiir yazdıracak başka kalemlerden
Kaç şair yaratacak beyaz taneler
Çok uzaklarda yankılansın diye dizeleri
Belki bir telefona yazılacak
Küçük ekranlara sığdırılmış büyük aşklar
Doğum günüm benim bugün
Kuzey yarım kürede kışa denk gelen
Güneyde yazın son çeyreği
Ellerim ondan üşür içim ondan yanar
Başka sebep aramanın yok gereği
Dökmeden yürüyorum şiirini
Merak etme taşsa da ziyan etmem
Kolay mı sanıyorsun sultan kız
Sana şiir biriktirmeyi
Gerekirse dururum taşmasın diye
Kururum kabını aşmasın diye
Bu seninki zalimlik
Geçmiş aşkların toplu intikamı
Bir tokat, kabahat yalnızlıklara
Espri dolu bir acı öptüğün dudaklar
İstifa etmiş gözlerin gözlerimden
Bir şey oldu ve
Takılıp düştü içim
Farklı yollardaydım
Unutmuştu sızlamayı şehrin ışıkları
Tanıdım bu taş aynı taştı
Dragos’un Marmara’yı boylaması gibi
Üstünden geçip eski aşkların
Sana bir nefes kadar yaklaşırken
İstanbul nasıl bu kadar güzel
Nasıl tecrübeli yüzyıllardan
Sevgiler barındırıyor tozlu özlemlerle
Kelimelerin esir düştüğü bir mart akşamında
Ukala geliyor dudağımdan çıkan duman dahi
Olmak ya da olmamak arası bi kafede
Geçmişin dikenleri geleceğin yokuşu
Zamanı durduruyor herhangi olmayan
İşte bütün mesele bu bakışlı kızın dokunuşu
Teknolojiye hapsolmuş güzelliğin
Ekranımda uzaklardan beliriyorsun
Yetmiyor da zaptetmeye şiddetini
Sen dijital bir pencereden
Bir kaç denizi peşine takıp
Şu anda bu odada sen olmalıydın
İki mum yakmalıydık
Sönene kadar sevişmeliydik
Tekrar yakmalıydık
Bitene kadar sarılmalıydık
Tekrar yakmalıydık
Sen bulunca kaybedilmeye mahkum
Her sen O’sun işte demeye kalmadan
Pırıl pırılken ellerinde şu ruhum
Saramaz mısın pişman olmadan
Sen bakışı hayatın şimşek çakışı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!