Çok yorgunum... Çok...
Kimsesizliğe sarılmış,
kor bir ateşe dokunmuş gibi.
Umarsızca küllerim savrulmuş da,
kendimi bulamamış gibiyim.
Bir o kadar kendimden habersiz,
kendimden çekiliş gibiyim.
Bir seher vaktine
hüsran dalgası vurmuş gibi.
Kendi zincirlerimin ardına sıkışmış,
kördüğüm yaşanmışlıklarda
kaybolmuş gibiyim.
İçim içime sığmıyor gibi...
Çok yorgunum, çok...
Bir dirhem hâlim kalmamış;
yıkılmış, yorulmuşum...
Omuzlarımda yılların yükü,
gözlerimde suskun yağmurlar var.
Ne bir ses yetişiyor içime,
ne de bir umut dokunuyor yarınıma;
ne de bir umut dokunuyor yarama...
Çok yorgunum... Çok, çok...
Sanki ömrüm bir payiz bahçesi;
her nefeste biraz daha eksiliyor.
Gülüşlerim yabancı,
aynalar bile beni tanımıyor artık.
Yürüdüğüm yolların izi silinmiş;
geri dönsem kendime varamaz olmuşum.
Şiirlerimle konuşur olmuşum.
Koyu bir karanlıkta sürüklenip,
karanlığın ta kendisi olmuşum.
İçimde çökmüş derin bir sessizlik,
bin çığlıktan daha ağır geliyor bedenime.
Yüreğimi okumuşum;
sempatik olmuş, yazmışım,
kan ağlayarak şair olmuşum.
Ruhum, kavrulan bir volkan gibi sanki...
Her derdim, sanki şimdi yaşıyormuşum gibi,
gelip beni bulmuş.
Her gece biraz daha batıyor
yalnızlığın kara denizine yüreğim.
Bir yıldız kayıyor göğsümden,
bir umut daha sönüyor usulca.
Çok yorgunum... Çok...
Ben,
kendi enkazımın altında
nefes arayan son yolcuyum.
Ne bekleyenim var,
ne de "Gel." diyen bir kapı...
Yalnızca Rabbime uzanan
titrek iki elim kaldı.
Düşlerim, zamansız koparılmış bir dal gibi
kuruyor avuçlarımda.
Sevdiğim ne varsa
ya benden önce gitti,
ya da bana hiç uğramadı.
Çok yorgunum işte...
Çok bitkin, tükenmiş, yılgın, yorgunum.
İçimde bin fırtına koparken,
dışım suskun bir mezar taşı.
Kimse bilmedi
gülüşlerimin ardında
kaç defa sessizce öldüğümü.
Bir ömür yüklenmiş sırtıma;
her adımım biraz daha ağır.
Yine de biliyorum...
Kırılan her dalın ardından
bahar bir gün yeniden gelir.
Ve belki ben de,
Rabbimin rahmetine tutunarak
yeniden ayağa kalkarım.
O güne kadar,
sabır en yakın dostum,
dua ise tükenmeyen son nefesim olacak.
Çok yorgunum... Çok...
Benliğim bile kendime yabancı.
Sözlerim esir,
kalbim mapus olmuş işte...
Belki bir gün,
seherin ilk ışığı düşer ömrüme.
Küllerimden yeniden doğarım,
kırık kanatlarım göğe değer.
Çünkü en uzun gecenin bile
bir sabahı vardır, derler...
Ben hâlâ o sabahı bekliyorum;
hiç gelmeyen,
belki de hiç gelmeyecek olan...
Çok yorgunum...
Çok... Çok...
✍️ Sempatikşair Emrah Alince
Sempatiksair EmrahKayıt Tarihi : 19.07.2026 23:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!