bana yaşımı sorma
takvimler büyüttü beni,
ama kalbim,
senin adını duyduğu yerde
hep dizleri yaralı
bir çocuğa döndü.
ben ömrümü,
insanlara benzemeye çalışarak tükettim.
sonra seni gördüm.
anladım ki,
büyümek,
yalnızca daha çok susabilmekmiş.
o gün içimde yıllardır
kilitli duran bütün pencereler açıldı.
rüzgar,
annemin ninnisi gibi esti.
gökyüzü,
çocukluğumun mavi gömleğini yeniden giydi.
ve ben.
ilk defa dünyanın
bu kadar güzel olduğuna inandım.
sen yürürken yollar düzelmiyordu belki,
ama içimdeki kırık taşlar çiçek açıyordu.
herkes sana baktı.
ben ise sende beni yaratan sırrı gördüm.
çünkü bazı insanlar sevilmez.
bazı insanlar,
insanın kendi ruhunu yeniden hatırlamasıdır.
ey gönül.
bir ömürdür aynı kapıyı çalıyorsun.
açılmayan kapılara kırgın değilsin.
çünkü biliyorsun,
aşk, varılacak yer değil,
yürünmesi gereken yoldur.
ben seni gözlerinin rengine değil,
kalbinin sessizliğine aşık oldum.
gülüşüne değil,
gülüşünden sonra dünyada kalan huzura.
bir gün herkes birilerini unutacak.
fotoğraflar sararacak.
sesler silinecek.
isimler bile yabancılaşacak.
ama bazı sevdalar vardır ki,
Allah'ın kulun kalbine bıraktığı
sessiz bir emanet gibi ölüme bile teslim olmaz.
işte benimkisi öyle.
bu yüzden yanındayken
ne kadar yaş aldığımın hiçbir önemi yok.
çünkü senin yanında
ne gururum konuşuyor,
ne korkularım.
yalnızca elinden tutmak isteyen
masum bir çocuk çıkıyor ortaya.
ve biliyorum.
bir insanın içinde çocuk ölmüyorsa,
orada hala umut vardır.
orada hala dua vardır.
orada hala sevda, kirlenmeden yaşayabiliyordur.
benim bütün ömrüm,
işte o çocuğu kaybetmemek için geçti.
çünkü seni severken anladım.
insan en çok, bir başkasının yanında
kendisi olabildiğinde cennete yaklaşır.
ben de sana her yaklaştığımda,
biraz daha çocuk,
biraz daha insan,
biraz daha Allah'a emanet hissediyorum kendimi.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 16.07.2026 13:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!