Susma eziyet edene,
En mutlu hecelerinde,
Yanmasın dilin.
Koş sende ezilene,
Karanlık gecelerinde,
Yansın kandilin.
Şu bebek beşiği
Umudu anlatır sana.
Şu kapı eşiği ise,
Yalnızlığı...
Ben ise susarım.
Kalbimin deşikleri de,
Gözlerin nemlenmişti,anlayamadım hiç.
Ellerin titriyordu,ağlayamıyordun.
Hüzünlü bir veda akşamı değildi bu,
Daha yeni tanışıyorduk,solgundun.
Bir şey desem ama nasıl desem,der gibiydin
Zamandır kaybedilen hep,
Vefasız bir sevgiliden öteye…
Parçaladı bu aşk kim bilecek,
Bir gece vakti dar ağacını,
Kirli bir beyaz tavan
Bir sabah, bir adamın
Uyanan sarhoş ruhuna,
Sönük bir günaydın der.
Doğrulur yatağında
Neşesiyle, hüznüyle
Ben, eylülü her şeyiyle sevdim.
Hem zaten,
Sararıp solacak,
Yapraklarım yok ki benim.
Hangi kışa hazırlıyor,
Toz pembe düşlerle başladı yolculuk
Toz olan bir kalbin sızıları ile son buldu,
Umutlarımız okyanuslar kadardı
Bir başlangıç istiyorduk sadece
İnançlıydık,inancımız güneşi yakardı,
Geriye mahzun bakışlar kaldı.
Dinle,
Duy bu çığlıkları.
Esir olmuş kirpiklerinde,
İki damla yaş.
Bir tebessüm et,
Bitsin bu isyan.
Yüreğinden havalansa
Konsa kirpiklerinin ucuna
Kimsesiz bir kuğu
Bir ilkbahar sabahı
Ne hoştur beklemesi
Böylesi mutluluğu.
Yaşanmış bunca yılın üzerini,
Örtebilir mi geçen zaman ?
Hangi duvar da olmaz yüzün ?
Hangi kalem yazmaz adını ?
Rüzgar bile kıyamıyor,
Yürüdüğümüz güz sokaklarındaki,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!