Ulu çınarlarda bilir yapraklarının
Onları terk edeceğini.
Saçlarını rüzgarlara ördürmesinden anlamıştım bende,
Bir sabah uçup gideceğini.
Şimdi adımları yaklaştıkça
Ben bu sevda yolarından
Kolum kanadım kırılmış halde
Dağları, okyanusları aştım da geldim.
Mecnun çöle düşmüş bana ne,
Her sokağı çıkmaz taş duvarlı
Zalim bir kaderden kaçtım da geldim.
Yine yokluğunun ağır adımları kulaklarımda
Sağır edecek beni bu derin sessizlik
Bin yıllık bu şehrin daracık sokaklarında
Adı yalnızlık bile değil,düpedüz kimsesizlik
Kanadıkça kanıyor sahipsiz yara
Bir avuç umut ışığı
Bir parça deniz.
Biraz da aydınlık getirdim,
Karanlık düşüncelere
Sizde ister misiniz?
Yoruldum,
Başlarken ne güzeldi her şey,
Her şey ne kadar da değerliydi;
Zaman, hava, su…
Hani gittin ya hayallerine,
Kurşun oldu gidişin.
Bugün yokluğunun yıl dönümü
Kederlerin en yücesini yaşamaktayım
Ya benliğimi alır bu aşk ya ölümü
İşte böylesine bir basamaktayım
Her rüzgar bir boğuk nefes
Ruhum her acıya dayanır benim,
Aldırış etmem ahına.
Eğer hala kırıyorsam,
Kuru dalları kırar gibi,
Kalbim içindir,
dayansın diye...
Gerek yok üzülmeye,
Her şeyin bir zamanı yok muydu?
Demek ki O’nun zamanı değilmiş.
Sen şimdi mutlu bir şekilde
Sana verilen bu güzel hayatı yaşa
Aydınlığa uzaksan karanlığa mecburi
Değişecek yüzün, irkileceksin
Bakacaksın etrafına, titreyerek
Hani o eski gözlerim diyeceksin
Elaydı ve billûrî,
Değişecek yüzün
Hayal mi?
İnanırsan gül,
İnanmazssan kül olur...
Yaşarsın hayatı,
Akıp gider nehir gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!