sessizlikte de yaşanırmış , sessiz kalınca anlıyor insan
sanki tüm sesli harfler şubat ayazında kalmışçasına, toplanmış bütün sessiz harfler geçip karşıma oturmuş
ben duvarlara baktıkça onlar gözlerimin içine bakıyor
gözlerim ki zemheri
gözlerim ki bulanık sular gibi...
//senin şehrine güneş doğarken
ben kurşuni seher vakitlerinde
kanayan ömrüme hasret dikerim//
kopunca yüzündeki gülüşler
yüzün sessiz kalır
çizgilerin uykusuz...
bulutlar saklanır kirpiklerinde
gözlerinden okyanuslar boşalır
sicim gibi yağmur yağarken ellerimden
göz kapaklarımın koyuluğunda araladım
ölü pencerelerin yağmurlu tüllerini
inan simsiyahtı gece
ve mezarlar kadar sessiz
içten içe mi ağlardı bu saatte şehirler
Bir temmuz sabahıydı saçlarımda kış gözlerimde rüzgârların tozuyla uyanışım…
Yanı başımda boylu boyunca uzanmış sokak kokulu yalnızlığım. Karman çorman bir düşün içine düşmüşçesine üşümüşüm. Bulutsuz gökyüzü örttü üzerimi…
İçim dışım toz içinde üstelik. Beyaz çarşaflara sarılı ruhum kirlenecekmişçesine tedirginim.
Tanıdık rüzgârları bekliyordum. Yağmurlara alışık içimin ormanlarından gelen fısıltılar için.
Hayret!
Tiz bir çığlıkla uyanmıştı sanki güneş. Olanca cevapsız kalmaya mahkûm sorularının üstüne düşürürken ışığını, açık pencerelerden girdi loş odama… Duvarlarında asılı koca bir geçmişin aralıklı kapısından süzüldü adeta… Duman gibi kıvrım kıvrım süzülerek. Görmediğimi düşünmüş olmalı.
Simsiyah şemsiyelerle yağmura kafa tutan insanların
Ayak sesleri karışıyor güne
Yüzlerinden düşen binlerce parça kırılıyor kaldırımlar üstünde
Kaldırımlar ki sus-pus
Yağmur lekeli camda kayboluyor yüzüm
Öyle afilli yaktım ki canımı bugün
Dudaklarımın kenarından sızan alevle
Aynanın karşısına geçip
Gözlerimde yanan ormanları seyrettim
Yağmursuzdu gün...
Huysuzluk yapar rüzgarlar
Ne zaman başımı yaslasam
Apansız saçlarım dolaşır
Toz kaçar uykularıma
Olmaz sabah
Arnavut kaldırımlarında
bir yosmanın çıplak ayak izi ve çığlığı altında kalmıştır umudu
ayaz mı ayazdır düş kırıklıklarının battığı
dekolteli göğsü...
Mutluluk boş kalan rutubetli bir evin
Paslı anahtarında mıydı?
Kapısını açamadığı
Açıpta bir adım atamadığı
Eşiğinde donup kaldığı…




-
Mehmet Kemal
Tüm YorumlarKaleminize ve yüreğinize sağlık… tebrik ederim severek okudum