Ferasetle yürür mümin yolunda.
Canı baki görür daim yanında.
Ne cürmü var ise çıkar sonunda.
Mecliste o vakit garip kul olur.
Saltanat sürmüş mü bu garip düşte.
Vatan diyorlar sana toprak parçası değil.
Kendini bilmez hain durma önünde eğil.
Bir nida bekler gökten,yurdun asil milleti.
Korkma;öz vatanından at şu soysuz illeti.
Aşka can diye yansın, yansın kor olsun gönül
Derdime derman olur diyerek geçsin ömür.
Şu sinemde yarama bir saltanatki konur.
Kimin cürmü olmaya ki affına kalsın cihan.
Bu mevsimde göğcedağın yelini
Yamacına garbi çökerken bir gör
Kıvrım kıvrım dökülen perçemini
Tan vaktinde şafak sökerken bir gör.
Uzar bakışları yamaçlarının
Bir görsen yazdıklarımı
Ondan bundan ibaret diyemeyeceksin.
Ve ne kadar uzaklarda olsan da,
Hasreti bir türlü giyemeyeceksin
Biliyorum.
İnsanı kamilmiş bedene baktım
Nefse kulluk edip ummanı yaktım.
Hakikat yolunda harcanır vaktim.
Ben bir gül misali solam olmadı.
Kanadı yaralı bir kuşum düşte.
Hayat umutlarla dolu gülüm.
Her ne kadar acımasız olsa da
Kayayı eriten suya soracaksın,
Derinlerde olup biteni.
Ömrüm küflü bir mahzen sen sonsuz abı hayat
Kurtar artık yağmurdan yosun tutmuş bedeni
İçmişim say badeyi tamam olmuşsa hayat
Bir damla su değil mi varoluşun nedeni.
Mahkum olmuş düşleri kurtar parmaklıklardan
Eskiden şiirler yazardım ustune titredigim
Mavilerine takardım papatyaları gökyüzünün
Hani sen olmasaydın özgürlüğümün baharında
Nice sevdalara çiçek açardım kimbilir
Oysa hayat!
Dallarımı öyle çabuk kırdı ki
Daim aydınlığa çöker geceler.
Hüznün ertesinde diner gözyaşı.
Bu konakta gelip geçti niceler.
Hayatın son demi bir mezar taşı.
(01.08.2010)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!