Güneşim sırılsıklam,ayım gül yüze dönmüş.
Mızrabım el tutmuyor,kırık bir tel kapıda.
O rüzgarın ardından nice yangınlar sönmüş.
Deli gönül sır tutmaz umarsız bir yapıda.
Ahir zaman döner çarkı.
Cahilin alimden farkı.
sırtında ki samur kürkü.
giyincedir giyincedir.
Alemi çok bilir sanma.
Bir dem huşu ile doldum.
Dil mateminde kahroldum.
Bülbülün aşkıyla yandım.
Geldim efkara efkara.
Dil kelamını biledim.
Kar yağar yapraklarına bir vakit.
Yıkılır kalır güzel yüzün.
Ve son sözü elveda olur.
Salkım saçak baharın.
Her geçen gün biraz daha yeni.
Her gelen gün biraz daha serseri olabiliyormuş.
Gökyüzü semalarında uçan uçurtmam.
Kendini yerlere vurabiliyormuş zamanla.
Zaferlere doğru koşan sevdalı kollarım.
Kırılabiliyormuş edalı bakışları ila gözlerinin.
Gözlerine benzer gökyüzü.
Gözyaşlarınla ağlar bulutlar.
Bir tufandır yürür,
Anlamsız gelir yaşamak.
Vurup gidersin kapıları.
Ve sonra
Dinmeyen ayrılıklar vardır şafakta.
Günler seni sevmenin matemi ile geçer.
Yıldızlar kaybolur uzaklarda.
Bu gönülden ne sevdalar gelir-geçer.
Bilemessin
Gözlerini yazıyorum,
Sözlerin bittiği yere.
Sayfalarını binbir selam ile dolduruyorum.
Hasretini bir resme çizip,
Sayfalarca umut yazıp,
Vakit varken sevmelisin diyorum.
Yaşanan o günler gözlerimin önünden...
Bir nehir gibi tekrar tekrar akıp geçti.
İşte karşı kaldırımda elinde bir çanta.
Yalnız başına yorgun adımlarla seyreyleyen...
Bu şaheser sedasıyla çarpan o yürek
İnan ki sevilen benim yüreğimdi seven de.
Elleri ellerime,
Gözleri ise gözlerime emanet.
Bir an sevdamızla barıştık.
Bir an o gözlerle hiç durmadan bakıştık.
Sevdaların fermanına yetişmişti yürekler.
Yine de mutluydu gönüller.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!