Seni gördüm,
Ardından çok uzun baktım,
Şiir gibi dil bulmadan,
Bakışlarım, kalemin kağıda akması gibiydi.
Çocukça bir çılgınlık yapmak geldi içimden,
Büyümüş gönlümü ve gözlerimi kapatarak,
Çocuklar büyüdükleri zaman,çılgın olurlar diye düşünmeden,
Hani zemzem suyuna,saf ve tertemiz demişiz ya,öyle işte.
Hep,zor günleri seçtim,
Sana koşmak için,zor kadın zor şehir,
Dağ ettim yüreğimde,bilmece ettim dilimde,
Gönlümdeki aşk pınarından,
Su taşımak istedim,ellerimle,
Hiçbir şeyden habersizdin,
Belki de her şeyden haberdar...
Bayram sabahında,
Gecesinden baş ucuna,
Kıyafetlerini ayakkabılarını koyan,
Sabahı dar eden çocuklar gibiydim.
İçimde uçuşan,binlerce kanat vardı.
Bir kaldırım taşında can bulmak gibi,
Dudak bükerek aranan,
Arandığını bilse,
Taş kesilirdi.
TELAŞ
Kaybetmektedir gül kokusunu,
Gülü bir telaş,dikeni bin telaş sarmıştır.
Utangaçlıgımı saklardım
Sakladıgım yerde pusar kalırdı
Hani delinmiş ayakkabılarının içinden su girer de
Çorapların ıslanır
Islak
Şu kuşlar,ne güzel kanat çırpar,
Bir şiir,bir şarkı var tınısında,
Alıp götürseler beni,
Gönül gözlerinin,gördüğü uzaklara,
Yakınlar uzakları bilemezler,
Hiç bir şey yazma artık,
Gün gelir yalan olursun.
Baharın biter, güz gelir,
Kurumuş bir dal olursun.
Mecnun leylaya el olunca,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!