Susma İstanbul
Köyümü yuvamı terk edip senin
Ayağına geldim susma İstanbul
Bulutlar ağlıyor yaslı mı günün
Döşüme döşüme esme İstanbul
Alaca karanlık günle örtüşür
Susunca kuşların kanat sesleri
Şehir yalnızlaşır agaçlar üşür
Susunca kuşların kanat sesleri
Güneş çekilirken hüznünü eker
Değmeyene değer verdim
Üşüyorum üşüyorum
Gönlümleymiş meğer derdim
Küsüyorum küsüyorum
Esir aldı bir yarımı
Şu yalan dünyada karneme düşen
Tek zayıfım sendin sınıfta kaldım
Bir günde kırk kere karar değişen
Tek zayıfım sendin sınıfta kaldım
Bir diğer yarımdın mutlu yanımdın
Eskiden, toprak gibi, toprağı sever
İnce çubuklarla çizgiler çizer, olmazdı eşeler
Tozlara belenirdik
Çamurdan havuzlar,
Bahçe duvarı çakıl taşlarından evler yapardık
Gün batımını izlemeye daldığımda
benliğimden söküp atamadığım
sebebini bildiğim bir sancı düşüyor içerime
Bozkırın ortasında kan ter içerisinde oynaşan kısrakların toynak gürültüleri sağrılarında saltanat yarışındaki kelebeklerin sıçramalarıyla kişnemelere karışan karmaşa uzaklaşarak gidiyor gözlerimin önünden
Merakta kalma
İnan ki uykularım bölünmüyor
Gecenin bir vakti
Kendimi sokaklara da atmıyorum
Düşler
Hayaller
Kepenek suyunda çeşme başında
Muhabbet can bulur uzun kışında
Geçimin derdinde lokma peşinde
Göç verip içini dağlayan şehir
Nice gönül kaldı gonca gülünde
Gününü gün edip giden bahardan
Kalanı yar diye sevdim bir zaman
Kevser’i görmeyip acı pınardan
Dolanı yar diye sevdim bir zaman
Cennetin celbiydi endamında naz
Oysa, her kes aynı nefesi alıyor bu dünyada
Ve herkes yandığını, herkes sevdiğini sanıyor sevgiliyi
Kimi sırtına biniyor, kimi sırtını sıvazlıyor
Bazıları nefret ede ede mecburen sindiriyor içerisine
Kırdığı parçaları öpüyor kimileri
En acımasız olanını, en kıymetlileri yapıyor




-
Halil Kayar
Tüm YorumlarTebrikler efendim başarınız daim olsun...
Yaşanacak Mutluluklar Senin Olsun