Karamsar mıyım ben yoksa
Adım attığım yer karanlıkta mı
Sular durulduğunda yağan yağmurun
Kapkara değil mi damlaları
Rüzgar estiğinde uçuşan yapraklar
Kara elmasla yatıp kalkmış gibi
Kaybediyorum
Güneşe perde kara bulutlar gökteyken
Yazlıklarıyla sahilde yürüyen
Kalbinin musluğu dolu dolu gözleriyle
Muhatabı kendi olan nefret sözleriyle
Şu siyah giyinmiş dalgın çocuğum ben
Mürekkep geride bırakıyor tortusunu
Aynı kan gibi
Zihinler yenmiş ekin yaprağı
Odadaki fil taptığı
Bilseydi insanoğlu
Bilseydi bakireliğin korkusunu
Çıplak betona yorgan ki serilmiş
Soğuk ve ıslak pamuğa sarılmış
Yeryüzünde bir çarşaf ki gerilmiş
Sanırsın cennet gökkubbe yarılmış
Yattıkça önünde boş beyaz sayfa
Sahip çıkmazsan toprağına, alırlar elinden
Bir ahenk yoksa eğer, herkes çalar bir telden
Gücünün yettiğini avlıyor her avcı ve de şeytan
Gözünün gördüğünü hak sanıyor, her ahmak insan
Perdeler kalktığında herkes görür gerçeği
Takdire şayan olan yırtmaktır o perdeyi
Bir nur yansır Kudüs'ün semalarına
Bir dil pâk eyler tüm karanlığı
Aksa'nın kubbelerinde yazılı
Kol saati devrime ayarlı
Selamını al devrimcinin
İktidarın bir kelebeğin ömrü kadar
Şu titrek zemine temas eden ayakların
Bu toprakta izi mi kalır
Çivisi paslı dünya gıcırtıyla dönüyor artık
Cilalı maskeler altında paslı yüzler gülüyor
Öldürse bütün gerçeği elzem ve mükemmel
Öldürse yerinden diri yükselse muhayyel
Gözlerdeki cevher diri kılmakta hayaller
Gördüm onu lakin, beni görmedi o güzel
Maviliğin ortasında bembeyaz inci,
Üstüm başım karanlık kaplı ve ince.
Şairane zerafeti duygulardan birinci,
Elim buz ve terli, bana bu his gelince.
Razıyım, süveydam olur isterse eğer,
Rahat yok bana ben meftun oldukça.
Ben yağmuru dinlemiyorsam
Beni dindirmiyorsa yağmur
Düşündüğümü iddia edemem
Gök gürültüsü bir ayettir
İdrakine doyamam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!